Sunday, December 28, 2008

Miyav !!!!

Kendi bazi yazilarimi bir kez daha okurken ("beni bana hatirlatmaya" calistigim bir anda) ancak her zaman yaptigim gibi internette bir acayip kayboluvermisken kendimi 2006 yilinda edilmis bir tesekkurun ve de 2008 de edilmis bir baskasinin karsisinda buldum.

Bu kadar paylasabildigim icin mutlu oldum...
Kendimi DEGERLI hissettim :o)


Yazimi tekrar okudum; "miyav" dedim:

"GiZ DOLU KEDi PATiLERi...

Yaşamımda hiçbir zaman, bir yere ait olmayan, insanlar tarafından zorlanmadıkça yer değiştiren, avlanmak için bile kendisine edindiği çevrenin çok dışına çıkan bir kedi görmedim.

Güçsüz kedi de görmedim, tırnaklarını devamlı bilemeyen kedi de görmedim. Evlerde beslendiklerinden çocukların çizilmelerini engellemek için anne ve babalar kedilerin tırnaklarını kestirseler de, aynı kedilerin, salondaki koltuklarda, halılarda tırnaklarını tekrar sivriltmeye çalıştıklarını gözlemledim hep...

Başka bir kedi saldırdığında “Annneee” diyerek kaçan bir kedi ne duydum, ne de gördüm.

Hoşlanmadığı bir şeyi sırf başkası istiyor diye yapmaya çalışan kedi de görmedim hiç...

Ayrıca hangi yaşta olursa olsun, yuvarlanan bir şeyin arkasından koşmayan, eğlenmesini bilmeyen, bir basit top atılsa, muzur muzur “Kim bana oyun hazırlıyor şimdi?” diye bakmayan kedi de yok belleğimin herhangi bir köşesinde...

Kırk yaşıma değin tanıdığım tüm kediler, kendilerini hep, çok sevdiler.

Yalnızca kendilerini sevmekle de kalmadılar; istedikleri anda, istedikleri kişiye, “istedikleri kadar” kendilerini de sevdirdiler.

Hayvan fobisi olan kişiler dışında siz hiç, sevimli sevimli “mırrrr” diye rek bacaklarına sürünen bir kedinin tüylerinin arasından elini geçirmeyen bir kişi tanıyor musunuz?

İnsanlarda da ruhsal özgüven, rahatlık ve başarılı bir kişiliğe sahip olmanın yolu, sevgi ve kendini değerli bulabilmeye bağlıdır.


Sevebilmek ve sevilebilmek için de kişi, önce kendini sevmelidir, önce kendini değerli görmelidir.

Kişiler, kedilerin ruhsal dünyasında yaşayabilselerdi, hiç kuşku yok, kendilerini daha çok sevebileceklerdi, daha özgüven-li olabileceklerdi.

Bir kedinin kendine özgü dünyasının penceresinden göz attığınızda, o kedide o denli imrenilecek bir kişilik bulacaksınız ki...

Kedinin, herşeyden önce kendisini sevdiğini göreceksiniz, onun özgüvenine tanık olacaksınız.

Kedinin yaşamının tümüyle kendine ait olduğunu da, onun sınır tanımayan bir özgürlük içinde olduğunu göreceksiniz.

Gücünü de, bu gücü beslemek için çevresindeki hiçbir canlıyı sömürmediğini de gözlemleyeceksiniz.Bilmiyorsanız, onu dikkatle izleyince öğreneceksiniz:

Kedi cesurdur; fakat gerekmedikçe cesaretini sergilemeyecek denli onurludur.

Kedi eğlenir; ama kendi istediğinde ve kendi istediği kadar eğlenir.

Kedi karar verendir; hiçbir şey için kendisini zorlamaz.

Kedi kendisini kandırmaz; olanı olduğu biçimde “şimdi” gözüyle görür.

Kinci değildir; ama gerektiğinde tavır koymaktan çekinmez.

Kedinin tercihleri nettir; pazarlık etmez, bırakır, uzaklaşır.

Kedi, yavrusunun haricinde kimseye, kendisi doymadan lokmasını vermez.

Beden diliyle de olsa “Hayır” demesi gereken yerde ve gereken kişiye bu sözcüğü kesinlikle söyler.

Kendi sınırlarını korurken başkalarının sınırlarına saldırmak gereksinimi duymaz.

Ne istediğini de bilir; kafası karışmaz, yalnızca başarılı bir biçimde “şimdi”yi yaşar.

Öteki seçeneklerin hep ayırdındadır ama onları ancak, gereksinim duyduğunda değerlendirir.

Yani psikologların, “Sağlıklı, mutlu, özgüvenli, yeterli bir kişi olmak için” hastalarına verdikleri reçetelerin tümünün özetidir kedi.İşte bildiğimiz bu kedi, “Psikanalizde kedi teoremi” olabilecek denli güzel bir örnektir kişiler için...

Kulaklarımıza gelen her “miyav” sesinin arkasında gerçekte, mutlu, huzurlu, özgüvenli bir insan yaşamı gizlidir.

Bu giz, kediciğin küçücük patilerinin içinde saklıdır.

Ve o patiler kişinin yüreğinde oluşmaya başladığında, bilin ki ileride daha sağlıklı kuşaklar gelecektir yeryüzüne...

Kulaklarınızdan hiç eksilmesin “miyav”lar. "

Son cumlemi soyle degistirmek istiyorum yanliz;
"Kulaklarinizdan ve ruhunuzdan hic eksilmesin o ozguvenli miyavlar!"
Sonra saga sola baktim soyle; tekrar anladim evdeki kedi nufusunun beni niye rahatsiz etmedigini :0)




4 comments:

abla said...

miyaw :))

Asortik Krep said...

Yeni keşfettim ama çok güzel bir yazıymış gerçekten :)

Geçtiğimiz haftalarda veteriner hekim bir arkadaşımıza kahvaltıya davetliydik.Ona insanlar genelde ne sever diye bir soru sordum o da bana bazı insanlar kedi, bazıları köpek sever dedi..Daha az bir azınlık hem kedi hem köpek severmiş..

Ben hem kedi hem köpek severim :)

Bu arada daha önce iki kedi yaşanmışlık hikayem var..Yazdıklarının gerçekçiliğini okuyunca kedilerimi hatırladım .. Sağol :)

GULTEINEN ENKELINI said...

@ apla - pirrrrrrr

@asortik - ben de... ikisini de... hem bizim evdeki kopek kediler kapisinca kulaklarindan isirip onlari ayiriyo :-P

etki alanı said...

En zayıf noktamdır kediler...
Kızdığımda,üzüldüğümde,düşüncelere daldığımda,sanki farkedip,kötü enerjimi almak için mırıldıyarak gelen iki kedimi sevdiğimde sakinleşerek kalkarım hep...İnanılmaz terapi ilaçlarım onlar.Ve anlatamadığım cümleleri o kadar güzel aktarmışsın ki,adeta kendimi gördüm...Bir çok kişinin"aaa,kedi yatağa alınır mı?ııığt tarzındaki tepkilerine rağmen,su lastiği gibi beni ısıtan "Gazozuma" ve "Ayranıma" bu kış günlerinde battaniyemin üzerinde daha çok yer veriyorum...
Aileye yeni katılan köpeğimiz "kafi" ise kapının girişindeki aralıkta yattığı için biraz kırgın gibi geliyor bana...Ama onu içeri alamam...soğuk diye aralıkta barınıyor,havalar ısınsın bahçeye...
Kedi ruhlu TüTü