Wednesday, July 15, 2009

Tuesday, July 14, 2009

Oyku(7)

.............Degismemis miydi gercekten hic bir sey?Unutmus muydu?



Neslihan, Renginin universite yillarindan beri biricik dostuydu.Daha birinci sinifta iken can ciger kuzu sarmasi olmuslar, tabiri caizse yedikleri ictikleri ayri gitmemisti.
Kredi ve yurtlar kurumuna yurt basvurusu icin gittiklerinde odalarin 6 kisilik oldugunu ogrenmisler, ve dilekcelerine ikisi de not dusmuslerdi birbirlerinden ayrilmamak icin.

Universite basladiktan birbucuk ay sonra ikisine de “yurt cikmis” ve ayni odaya verildiklerini ogrendiklerinde el ele tutusup sicrayarak sarki soylemislerdi universite koridorunda herkesin saskin bakislari altinda.

Neslihan hep romantik, duygulu, tutkulu; Rengin ise hep daha cok oturakli mantikli idi.
Ayni yasta olmalarina ragmen iliskinin simarik yuzu hep Neslihan, birseyleri mantikla toparlamasi gereken “abla” da hep Rengin olmustu.

Hic ayrilmamislardi.
Hic kopmamislardi birbirlerinden.

Bir kez bile bagira cagira kavga etmemislerdi, genclik yillarinin atesine inat kucuk kirginliklari asla buyutmemislerdi, egolarina hic kanmamislardi.

Birbirlerinin annesi, babasi, kucuk kardesi, abladi, dostu, can yoldasi olmuslardi.

“Kirilip da yenen bir ekmegin” kendilerine dusen yarisinin lezzetine varmislardi adeta.
Ikisi de memur cocugu idi, buna ragmen kisitli da olsa bir araya getirdiklerinde butcelerinin kendilerini idare edebilecegini kavramislar, yoklukta bile yakinmamislardi.

Hem Rengin cok komikti; en acikli anlarda bile Neslihanin su dolu aglamaya hazir yesil gozlerinin akmaya baslamasina dayanamaz, cok komik bir sey soyleyip yine onu kahkahalara bogardi.

Bir seferinde ay sonuydu, babalardan henuz paralar gelmemisti bir sonraki ay icin.

Son kuruslari ile yurdun yemekhanesinden paylasmak uzere aldiklari en ucuzundan sadece bir porsiyon yesil mercimek yemeginden sinek cikmisti da, Neslihan kaderine kahrederek aglamak uzereyken Rengin hizli bir hareketle sinegi bir peceteye sarip masanin altina atmis ve Neslihana donerek

“Bak evladim! Yillardir seni annecigin kandirmis!Bu yemegin adi aslinda mersinek! Yemezsin diye nasil yapildigini sana soylemiyorduk ancak kabul et, bu yemegin lezzetinin sirri bu” diyerek koca bir ekmek parcasini yemegin suyuna bandirip Neslihanin agzina tikmisti.

Hic bir sey olmamis gibi bol ekmekle ve buyuk keyifle yemislerdi yemegi kapisa kapisa.

Neslihanin da Renginin de hayatlarinda yedikleri en guzel mercimek yemegi idi bu.
Ikisinin de hayatlarinda yedikleri en lezzetli yemekti bu kahkalarla yenen...

Buyuduklerinde en pahali lokantalarda yedikleri pahali “dunya mutfagi” yemeklerinden bile lezzetliydi o onlerindeki mersinek; hayatlari bu onlerindeki lezzeti ozleyerek gececekti belki; bilmiyorlardi.

Sinifin bir tanesiydi Neslihan, zumrut yesili gozleri nedeyse tum sinifin erkeklerini yakip kavurmustu.Ucariydi...Sevimli simarikti, bebek buklesi saclarini savura savura yururken kendisini izleyen gozler ruhunda bir seyler besliyordu sanki.

Gulumserdi hep yakin davranirdi; ancak ozel bir teklif aldiginda ise “aaa... ben sana hic o gozle bakmamistim ki” der kikirdayarak siyrilirdi isin icinden.

Rengin alismisti, siniftaki cocuklardan birisi kendisine yakinlasmaya basladiginda yine “yaa Neslihanin bir ozeli var mi? Benim icin konusurmusun onunla... yaa uykularim kaciyor onu dusunmekten” gibi caresizliklere bir Guzin Abla edasi ile yanit bulmaya calisacagini.

Ucuncu sinifin yaz doneminde part time bir is bulmustu Rengin, maasi cok azdi ve bir aile sirketi idi.

Ancak bir avantaji vardi, kucuk bir evin kirasini karsilayabileceklerdi ve babalarindan gelen parayla da gecinebileceklerdi...

Hem de yapilacak tek is yurt disindan gelen faxlari tercume etmek, verilen yanitlari turkceden ingilizceye cevirmek; telex yazmak...

Ofisin bos durmamasi gerekiyordu, Neslihanla ortaklasa yapabilirlerdi bunu, bir tek vizeler ve finaller icin izin istedi, cunku artik son sinifa dogru derslerde pek yoklama alinmiyordu devam mecburiyetine ragmen.

Dersleri degismeli Neslihanla takip edebilirlerdi fakat sinavlara kendilerinin girmeleri gerekiyordu.

Gorusme keyifli gecti ve elsikistilar.

“Telex kullanmayi biliyorsunuz degil mi” dediginde adam hic soluksuz “ah evet tabii ki” demisti.

Yalan soylemisti, ama o kadar emindi ki; nasil olsa Altan ona bir gunde ogretirdi.

Altan, onlar ucuncu sinifa basladiginda mezun olmus, ve hemen o yil hem de iyi bir pozisyonda iyi bir firmada ise girmisti.

Altan ne kadar cok ilgilenirdi Neslihanla da kendisiyle de.

Bir abi bir baba gibi sahip cikmisti ikisine de ilk iki yil ozellikle; daha sonra kendisine yakinlasmasi biraz daha farklilasmisti gerci, bu tartisilmazdi.

Dersleriyle de ilgilenirdi iki kizin, hatta ikinci sinifta neredeyse istatistik dersinden bir kez daha kalacaklardi da Altan bir hafta sonu universitenin yakininda bir kafede 4 saat istatistik calistirmisti onlari.

Ikisi de cok iyi puanlarla gecerek istatistik dersinden kurtulmuslardi.

Altan elini hic cekmemisti iki kizin de uzerinden, bir korucu melek gibiydi adeta.

Ikisi de mezun olduktan sonra Rengin sansinin yaver gittigini dusunerek kendisine yapilan ilk is teklifini kabul ettiginde Neslihan hala issizdi.

Babasi telefon ustune telefon aciyor yasadiklari anadolu kentine donmesi icin kizini ikna etmeye calisiyordu.

Bir devlet bankasinin muduru babasinin cok yakin arkadasi idi ve “Ne olacak muhterem senin kzin, benim kizim.Gelsin hemen baslasin, bir pozisyon yaratiriz ona, guzel bir kismet de cikar bu sayede basini baglariz” diyordu.

Neslihan sansini biraz daha biraz daha zorlamak, kendisine sunulan geleneksel “huzurlu guvenli” yasami kabul etmek istemiyordu.

Renginin yeni yasaminda idi Neslihan simdi, o kucucuk studyo dairede...

Rengini ise ugurladiktan sonra is gorusmelerine gidiyor, aksam Rengin isten gelmeden alisveris yemek islerini hallederek Rengin’in hayatini kolaylastirmaya calisiyordu...

Ah Rengin, guzel yurekli Rengin nasil cabaliyordu biricik dostunun memlekete donmemesi icin; ona bir is bulabilmek icin, ufkunun daralmasina izin vermemek icin...

Renginle Altan nisanlanmislardi Rengin okulu bitirdikten kisa bir sure sonra.

Altan daha fazla icine gomememisti bu guzel yurege duydugu hayranlik ve sevgiyi; bir aksam sinemadan ciktiklarinda “Elimi tutup hayat yolunda sonuna kadar benimle yurumeye var misin” diyerek elini uzatmis ve Renginin gozlerindeki piril piril sevinci gordukten sonra bunu “evet” olarak kabul etmisti.

O marti kanadi guzel parmaklardan birine takiverirken cebine sakladigi yuzugu kalbi yerinden cikacakmis gibi carpiyordu Altan’in.

Cok seviyordu Rengin de Altan’i.

Sunday, July 12, 2009

Şiir :o)



o kızıl yapraktım ben
güzünde.
sığındım ısınmaya
güneşinde.
şebnemlerimi verdim
çürümedim.
kurudum
dökümün oldum.
düştüm
kırıldım.



Saturday, July 11, 2009

Friday, July 10, 2009

Oyku(6)

...............Rengin yaşayacaktı.







Orada uyuyakaldi...Kucaginda Zeynep’iyle... Ablası ustlerini ortmus saatlerdir baslarinda bekliyordu.



Bir ses duydu, zil sesiydi ama umursamadi, tekrar tekrar caldi ve ablasinin sesi eklendi bu sese,

"Altan kalk telefon sana....."


On bes dakika sonra hastanedeydi, yogun bakimin camlı bolmesinden melegine bakiyordu.

Omuzlarına dokulen saclari gordu ilk, ciplakti omuzlar usuyorlar miydi acaba?

Sonra sol elin parmaklarinin bir hareketini gordu belki istemsiz, belki istemliydiler bilemedi ilkin; ama bas parmagi Rengin’in bir seyi oksuyor gibiydi.





Uzun suredir Rengin kendini yalnız hissediyordu.Ne uzerinde calisan parmaklar vardi, ne kolundan icine verilen sicaklık ne de gozlerini alan o korkunc isiklar tavandan gozune yansiyan.

Terkedilmis bir enkaz gibi miydi?

Hayir!.

Biraz usuyordu ama sicakti da. Artik kendisini gezegenlerini kaybetmis sonmus bir gunes gibi hissetmiyordu; yeryuzundeydi iste ve gozyaslarini siliyordu kizinin, gozyaslarini siliyordu biricik kuzusunun parmaklarıyla. "Buradayım, buradayım, buradayım!" diyerek...




“Ah buradasin iste!”
Hafif sicrayarak arkasina dondugunde derin bir uykudan uyanmis gibi afallamisti Altan.

“Turlu yalan soylemek zorunda kaldim iceri girebilmek icin, en azindan seni bulmam gerekiyordu” diyen Neslihan simsiki sarilmisti Altan’a hickiriklara bogulmadan once.”Nasil oldu?Benim biricik arkadasim nasil ne olursun dogruyu soyle bana”

Naslihanin panigini biraz da olsa sakinlestirebilmek icin Altan da sarildi siki siki Neslihanin bedenine saclarini oksarken “Sssstttttttt! Sakin ol, yi olacak iyi olacak benim cicegim, bilmez misin ne guclu kadindir O?”

Parmaklarini dalga dalga saclardan gecirirken henuz kisa bir sure once yasananlari animsadi utanarak ve su andaki hislerini de duyumsayarak.
Nasil sacmalamislardi.

Ve kollarindaki guzel kadin en yakin dostuna boyle bir sey yapabildigi icin nasil kahrolmus, ve vicdan azabina yenik dusen zumrut yesili gozler nasil solmustu kisa surede.

Ve Rengin nasil bir olgunlukla hic bir sey olmamis gibi hayatlarina devam edeceklerini soylemisti ikisine de ...

“Bu cok dogal, hayatimda kimseleri sevemedigim kadar cok sevdigim adeta taptigim iki insanin birbirine boylesine yakinlasmasi, birbirinizden etkilenmesi...eger sizde buldugum guzellikleri siz birbirinizin icinde goremeyen iki insan olsaydiniz asil o zaman ben ozumu inkar etmis olurdum; ayrica durustlugunuz de ikinizin benim yanilmadigimi bir kez daha gosteriyor.
Simdi dinleyin beni ikiniz de: bu konusmayi simdi burada unutmak istiyorum, sizden de ayni seyi beklerim, ic guduler ile yapilan hatalardan omurler hukum giymemeli” dediginde Rengin, Neslihan da Altan da kuculmusler, kuculmusler, kucucuk kalmislardi hafif titreyen sesi dinlerken ve enerji dolu davranmak icin kendisini zorlayan bu karacik bugulu gozlere bakarken ...

Sonrasinda nefes bile alamazlarken Rengin “Hadi” deyip cantasini alarak davranmisti kocaman gulumseyen yuzu ile “bu aksam sushi yemeyi planlamistik hani eski gunlerdeki gibi” demisti o ulu kadin kapiya dogru seyirtirken.

Sonrasinda da gercekten bu konuyu bir daha hic acmamisti, sorgulamamisti ne Neslihani ne de Altani...

Sasirtmaya calismamisti, onlar farketmeden ne de gostererek onlari izlememis, test etmeye calismamisti; gercekten unutmus gibi davraniyordu, hayatlarinda hic bir sey degismemis gibi...

Degismemis miydi gercekten hic bir sey?

Unutmus muydu?