43uncu yasima adim attigim bu gunde;
paylastikca cogalan,
anlami her gecen gun artan,
cift seritli SEVGi yolunda oldugumu duyumsatan,
her dogan guneste icimi sukran ile dolduran
tap taze bir hayatin icinde oldugumu fark ediyorum yeniden...
ve kendi adimlarimin beni imkansiz hayallerime kavusturacagini da biliyorum...
iyi ki dogdum ben...
Friday, July 31, 2009
Thursday, July 30, 2009
Friday, July 24, 2009
Şiir :o)
cingeneyim ben isinirken colun sicaginda.
ilik ruzgarlar yalar saclarimi koparken bedeninden.
ogrenmis kirpiklerim kisilmayi o firtinada
korusun bebeklerimi diye o tek bir kum tanesinden.
cingeneyim ben uyanirken dogan gunesin kiyisinda
sabahin serinliginde ruyalarimda kayip olmeden.
bu sabahin tazesinde atladigim suyun ortasinda
umurum kalmasin gelecek veyahut gecmisimden.
cingeneyim ben gunun batiminda
atarak gunun yukunu her bir parcasiyla ama uzmeden.
karakalem olurken gun, gecemin son yudumunda
bebeler bile son lokmasini alirdi gorurdum annelerinden.
cingeneyim ben gunun ozel locasinda
son senfoninin son notasina ac hani ki ruhun icinden.
ruhumun aryasinda beklerken aklim son damlada
ve final nefesimi keserdi hep icim hala enduluste rakstayken.
ilik ruzgarlar yalar saclarimi koparken bedeninden.
ogrenmis kirpiklerim kisilmayi o firtinada
korusun bebeklerimi diye o tek bir kum tanesinden.
cingeneyim ben uyanirken dogan gunesin kiyisinda
sabahin serinliginde ruyalarimda kayip olmeden.
bu sabahin tazesinde atladigim suyun ortasinda
umurum kalmasin gelecek veyahut gecmisimden.
cingeneyim ben gunun batiminda
atarak gunun yukunu her bir parcasiyla ama uzmeden.
karakalem olurken gun, gecemin son yudumunda
bebeler bile son lokmasini alirdi gorurdum annelerinden.
cingeneyim ben gunun ozel locasinda
son senfoninin son notasina ac hani ki ruhun icinden.
ruhumun aryasinda beklerken aklim son damlada
ve final nefesimi keserdi hep icim hala enduluste rakstayken.
Thursday, July 23, 2009
Wednesday, July 22, 2009
Oyku(10) ve SON...
.........Kizini koklayip "gunaydin" derken Rengininin kokusunu ozledi yine...
Sabah hastaneye kizi ve ablasiyla birlikte gittiler ve tam zamanında gelmislerdi.
Neslihan henuz ortalarda yoktu, ah sersem kiz yine gecikmisti, az sonra belirecekti koridorun ucundan saclari darmadaginik nefes nefese bir seyler anlatarak...
Doktorun randevu verdigi saatte kapinin onunde ucu de mat bir tespihin taneleri gibi dizilmis beklerlerken, doktor Osman Bey elinde buyuk bir kahve fincanı oldugu halde koridorun ucunda belirdi...
Gulumsuyordu; icine sicacik birseyler akti Altan'in...
Osman Bey basiyla hepsini selamlayarak odasina girdi ve bir kac dakika sonra iceri davet etti onlari da...
“Iste” diyordu , “cok sukur korktugumuz cikmadi”. "Yalniz L5 vertabrada bir kirik var, bakin bizim Sakrum 1 dedigimiz, kuyruk sokumunun en ustteki bolumunun uzerindeki bu Lomber 5 vertabrada bir kirik...
Ama sinirler hic zarar gormemis, biz bir fiksasyon ameliyatiyla bu sorunu cozecegiz.
Bugün neurosururji ve ortopedi servisinden konsultasyon icin gelecekler ve toplanti yapip ameliyatın sekline ve zamanina karar verecegiz.
Rengin Hanım sanirim on gun sonra evinde olacak ama sagligina tamamen kavusmasi aylar surebilir”.
Altan "yahu koca adam olmasam su adami masanin uzerinden ucup opecegim" diye dusunurken yuzundeki kocaman gulumseme ile; o isi Zeynep yapti ve bir tavsan gibi uc hoplama ile masanin arkasindan doktora kavusarak "tesekkur ederim doktor amca; tesekkur ederim... sen annemi geri verdin bana" derken opucuklere bogdu doktoru...
Sevincten kahkahalarla gulmemeye calisan Altan sordu “Peki ne zaman uyandiracaksiniz esimi?” bir an once bu guzel haberi Rengin'le paylasmak icin sabirsizlanirken...
“Ogleden sonra” dedi Osman Bey...
Rengin’in annesi ve babasi da kazayı duymuslar ve merak ve kahir icinde yola cikmislardi.
Her yil oldugu gibi bu yil da bir yurt disi seyahatine cikmislardi ve onlara ancak haber ulastirabilmislerdi; ve su anda kizlarina kavusmaya kosmaktaydilar.
Ne kadar da iyi olmustu, simdi buyuk endiselerle gelen anne baba da iyi haberi alabilecekleri gun ulasacaklardi hastaneye...
Tam bunlari dusunurken Altan'in telefonu caldi Altan ozur dileyip calan telefonla doktorun odasindan cikmadan once...
Koridora ulasir ulasmaz telefonunu acan Altan adeta donmus kalmisti; telefon cok uzak bir gecmisten geliyor gibiydi.
Telefonu buz gibi olan elleriyle tutmuyordu sanki tavandan sallaniyordu o telefon, kulaginda olmamasi gereken bir minik hoparlor gibi...
Sadece dinliyordu bos bakislarla; konusamazken...
Telefonu elinden dusurup sarsila sarsila aglayarak yere coktugunde ise "Ahhhh aptal kiz!!!" diyebildi haykirarak...
"Aptal kiz!!!!"
**************************************************
Bitti :-)
Sabah hastaneye kizi ve ablasiyla birlikte gittiler ve tam zamanında gelmislerdi.
Neslihan henuz ortalarda yoktu, ah sersem kiz yine gecikmisti, az sonra belirecekti koridorun ucundan saclari darmadaginik nefes nefese bir seyler anlatarak...
Doktorun randevu verdigi saatte kapinin onunde ucu de mat bir tespihin taneleri gibi dizilmis beklerlerken, doktor Osman Bey elinde buyuk bir kahve fincanı oldugu halde koridorun ucunda belirdi...
Gulumsuyordu; icine sicacik birseyler akti Altan'in...
Osman Bey basiyla hepsini selamlayarak odasina girdi ve bir kac dakika sonra iceri davet etti onlari da...
“Iste” diyordu , “cok sukur korktugumuz cikmadi”. "Yalniz L5 vertabrada bir kirik var, bakin bizim Sakrum 1 dedigimiz, kuyruk sokumunun en ustteki bolumunun uzerindeki bu Lomber 5 vertabrada bir kirik...
Ama sinirler hic zarar gormemis, biz bir fiksasyon ameliyatiyla bu sorunu cozecegiz.
Bugün neurosururji ve ortopedi servisinden konsultasyon icin gelecekler ve toplanti yapip ameliyatın sekline ve zamanina karar verecegiz.
Rengin Hanım sanirim on gun sonra evinde olacak ama sagligina tamamen kavusmasi aylar surebilir”.
Altan "yahu koca adam olmasam su adami masanin uzerinden ucup opecegim" diye dusunurken yuzundeki kocaman gulumseme ile; o isi Zeynep yapti ve bir tavsan gibi uc hoplama ile masanin arkasindan doktora kavusarak "tesekkur ederim doktor amca; tesekkur ederim... sen annemi geri verdin bana" derken opucuklere bogdu doktoru...
Sevincten kahkahalarla gulmemeye calisan Altan sordu “Peki ne zaman uyandiracaksiniz esimi?” bir an once bu guzel haberi Rengin'le paylasmak icin sabirsizlanirken...
“Ogleden sonra” dedi Osman Bey...
Rengin’in annesi ve babasi da kazayı duymuslar ve merak ve kahir icinde yola cikmislardi.
Her yil oldugu gibi bu yil da bir yurt disi seyahatine cikmislardi ve onlara ancak haber ulastirabilmislerdi; ve su anda kizlarina kavusmaya kosmaktaydilar.
Ne kadar da iyi olmustu, simdi buyuk endiselerle gelen anne baba da iyi haberi alabilecekleri gun ulasacaklardi hastaneye...
Tam bunlari dusunurken Altan'in telefonu caldi Altan ozur dileyip calan telefonla doktorun odasindan cikmadan once...
Koridora ulasir ulasmaz telefonunu acan Altan adeta donmus kalmisti; telefon cok uzak bir gecmisten geliyor gibiydi.
Telefonu buz gibi olan elleriyle tutmuyordu sanki tavandan sallaniyordu o telefon, kulaginda olmamasi gereken bir minik hoparlor gibi...
Sadece dinliyordu bos bakislarla; konusamazken...
Telefonu elinden dusurup sarsila sarsila aglayarak yere coktugunde ise "Ahhhh aptal kiz!!!" diyebildi haykirarak...
"Aptal kiz!!!!"
**************************************************
Bitti :-)
Subscribe to:
Posts (Atom)
