
Saturday, October 25, 2008
Yazcam bana ne!!!

Saturday, October 18, 2008
Tanri ne anne? (2)
Ben- Soyle kurabiyem.
Kurabiye- Anladim Tanrinin varligini o derin bir SEVGI ama bana "nerede ve ne zaman" basladigini soyleyemedin bi turlu biliyor musun?
Ben- Bana olan sevgin ne zaman basladi kuzum?
Kurabiye- Beni dogurdugun zaman...
Ben- Ha ha ha haaaa.. dalga gecme benimle, sen beni sadece kokluyordun o zamanlar ve kokumla kendini guvende hissediyordun... O sevgi degildi, kendini guvende hissediyordun ayni bizim kucuk kedi mitten'in sicaklik aramasi bizim onu sakinlestirmemiz gibi... bana simdi gercekten soyle bakalim kuzum; sen beni ne zaman daha az seviyordun da sonra neden ve nasil daha cok sevmeye basladin?
Kurabiye- Ama ben seni hic simdi sevdigimden daha az sevmedim ki!
Ben- Cok dogru bu soylediklerin cunku basini sonunu hesaplayamaiyorsun; baslangici yok degil mi kuzum bu yasina kadar tanidigin "sevgi" nin... senin tanimlayabilecegin en buyuk sevgi anne ve/veya baba sevgisi cunku... sana soylemeye calistigim sey o iste...
Nasil kalbinde sevginin basladigi yeri gercekten bilemiyorsun; Tanri oyle buyuk bir sevgi paketi! senin benim gibi kollu bacakli insan formunda degil Tanri.
Sevgi varsa vardir, yoksa yoktur; basi sonu yoktur, "az vardi da sonra bitti" gibi bir sey de yoktur gercek SEVGIde.
Tanri SEVGI formunda bir tanem; Tanri IYILIK formunda.
Ondandir hep sevelim insanlari ayird etmeyelim, iyilik yapalim, ustumuze dusen gorevleri yapalim, iyi ogrenci olalim, iyi calisalim is yerinde, iyi yonetici olalim, iyi isci olalim, iyi anne olalim, iyi baba olalim, kimseyi kucuk gormeyelim, herkese once saygi sonra sevgi ile davranalim demelerimiz.
Tum bunlari yaparken ulasmaya calistigimiz Tanrinin bize ogrettikleridir, her biri birer Quiz dir. .Onun bir parcasi oldugumuzu yani "sevginin bir parcasi" oldugumuzu kabul ettigimiz icindir hepsi.
Ben BUTUN un parcasiyim ama asla sen ayni BUTUN un "daha kucuk" bir parcasi degilsin canim kizim.
Tanri adildir, esittir, ve bana ben oldugum kadar pay verirken sana sen kadarini da verir.Hepsi, hepimiz ayniyiz yani.
Sen sadece buyuyor ve ogrenmeye, anlamaya calisiyorsun, daha guzel anla diye derslerini daha cok calisiyor, aklini buyutmeye calisiyoruz beraber.Annelik babalik extra ev odevi gibidir bize gore; biz de daha iyi olmaya calisirken iyi olmayi ogrenen cocuklara iyiligi, sevgiyi, dogruyu ogretmektir annelik babalik.
Biz elimizden gelenin en iyisini yapmakla sorumluyuz Tanriya karsi.Ve en iyisini yapariz hepimiz kendi ogrendigimiz kadari ile.
Bir de Tanri melekleri ile cocuklari daha fazla korur, her seye, herkese ragmen.
Kurabiye-Madem hepsi iyi dogru, peki SEYTAN nerden cikti?
Ben- Nasil yani nerden cikarttin simdi seytani?
Kurabiye- Ben cikartmadim, herkesten duyuyorum seytani! SEYTAN kotu!!! reklamlarda bile gordum, kucuk boynuzlari ve elinde catali vardi.Arkadaslarim bile diyor seytan var diye, "Evil, Devil" diyorlar; oglanlar kufrederken hep "Devil" diyorlar...
Hem gecen gun aksam yatmistik ya; birisi aradi uyandirdi seni isle ilgili baska bi ulkeden; orda sabahmis galiba oyle demistin, senin anlattigin bir seyi yapmamis mi ne, sen hizli hizli konusup azarladin onu bye diyip telefonu kapattin "seytan gorsun yuzunu" dedin kendi kendine telefonu kapattiktan sonra! kizginken bi suru insani aradin sole yapin boyle yapin diye, kizginca uyudun, seytan o zaman galiba karistirdi islerini...
Ben- (GURK!!!)Seytanla ilgili sormak istedigin ne kuzum soyle?
Kurabiye- Ya anlamadin mi?Peki madem hersey guzel iyi Tanri herseyi herkesi yaratti deyip duruyorsun bana, peki seytani da mi o yaratti?
Mutlaka o yaratmis o zaman SEYTANi da o yaratti!!! neden yaratti o kotu seyi? hani hep iyi ve guzeli istiyodu?
Ben- Kurabiyecigim, sevginin karsiti NEFRET, bunu biliyorsun degil mi?
Kurabiye- Anneee bana cocuk muamelesi yapma besinci sinifa gidiyorum artik!!!
Ben- Pardon sekerim, cocuk oldugun ve ben de bunu bildigim halde su anda cocuk muamelesi yapmadim, sozumu bitireyim izin verirsen.
Bak simdi;
Siyahin siyah oldugunu beyazi da gordugumuz icin anlariz, veya diger acik renkleri...
Sevincin sevinc oldugunu anlamamiz icin uzuntuyu de gormus olmamiz lazim degil mi?
Mesela sen yuksek bir not alinca neden sevinirsin?cunku kotu not aldigindaki duygularini hatirlarsin degil mi?
Haberlerde gecen gun bur YUNUSU kurtardiklarinda yerinde duramamistin heyecandan ve sevincten, ancak ayni zamanda burada bir otelde hapis tutulmus akvaryumdaki kopekbaligi icin de ne yapsam diye endiseleniyorsun degil mi?
Ogrenci birligine girebilmeyi basarirsan imza toplayacaksin bu konu icin degil mi?
Iyi ve kotu farki; Tanrinin varligiyla yoklugunun farkidir bir tanem.
Iyilige inanmakla inanmamanin farkidir!
Tanrinin yoklugunun anina SEYTAN diyebiliriz.
Yani Tanri her turlu guzel bilgiyi bize vermisken biz onu ve aklimizin sesini dinlemedigimiz anda "Seytani" dinlemis oluruz ki aslinda SEYTAN diye korkunc bir yaratik yoktur.
SEYTAN sadece iyilige inanmamak, iyiligin guzelligini gormemek, sevgisiz kalip sevgisiz yasamak demektir.
Insan Tanrinin ogrettikleri ile iyiligi bulabilecekken tum ogrendigi sevgi ve guzelligi unuttugu anda olusabilecek bosluga bir isim bulunmak zorundaydi degil mi? Onun icin insanlar "seytana kandi", "seytan dedi, dinledi", "seytan gibi insan" filan derler.
SEYTAN insanin kendi icindedir bebegim.
SEYTAN olmak sevememektir, iyilige inanmamaktir.
Icinin baska olmasi, agzinin baska baska konusmasidir.
Kurabiye- O zaman onun da ne zaman ortaya ciktigi belli degil oyle mi anne?
Yani seytan da sonsuz sevgi kadar... O da mi kendi basina sonsuz?
Ben- Yok onun ne zaman ciktigi belli kizim.Basi da sonu da belli.
Sevginin ciktigi yerde ve sevgi ile iyiligin sonsuzlugunda, hani yatay sekiz ciziyordun ya seni bu kadar seviyorum diye gecen gun bana yazdigin notta, iste oradaki sonsuz sevgi dolusu olabildigi kadar sevgi boslugu da olusmustur evrende ve ona demistir insanlar SEYTAN diye.Tutulamayan sevgidir, anlasilamayan iyiliktir seytan.
Inanmamak, sevginin butunlugunu kabul etmemek, umursamamak hepsidir iste SEYTAN dedigin.
Inananmayan ve maalesef SEVEMEYEN insanin durumudur seytan.
Kurabiye- Anne.. anlar gibi oldum, sanirim artik korku filmi seyredebilirim seytanli meytanli...
Ben- HALA HAYIR bir tanem!
HAYIR!!! Birincisi 18 yasina gelene kadar oyle korku filimleri filan seyretmene bu evde ASLA izin verilmecek; ikincisi, ben senin yerinde olsam KOTULUKLE ilgili hayal gucumu gelistirecegime iyilikten yana harcardim cabami.
Gozune de aklina da zamanina da yazik be bir tanem; ne guzeldi bu gece izledigimiz "CJ7" mesela.. ve gecenlerde izledigimiz "Kung Fu Panda"...
Ve okulun basladigi hafta bana zorla izlettirdigin "The Inconvenient Truth"!!!
Hepsi bu bebegim; bu filmlerde de soyledigi gibi; en buyuk guc IYI olmaktir ve iyi dusuncenin kotu dusunceyi her zaman yenecegi gibi, iyilik icinde SEVGI ye inanan insanlar her zaman ve her anlamda hayatta basarili olurlar.
IYI hep KOTUyu yener...
Sakin ha sakin bu inancini yitirme benim aslan kizim!
Monday, October 06, 2008
Birlikte buyuyoruz!
.jpg)
Saturday, October 04, 2008
"Lift off!"
Zor bir musteri degilimdir, sonucta da kullanilacak olan gozlukte herhangi bir estetik kaygisi olmamasi gerektigine inandigimdan, ben daha cok "kulaklarimi sikmayan, burnuma agir gelmeyen, kirilma riski daha az materyaldan yapilan" secenekleri arasinda cerceve secmeye calisirken, kurabiyem de az eglenmedi degil hani :)
Gunes gozluklarinin birini takti birini cikartti, ben kurabiyeye "ay kizim birak onu o GUCCI, ah aman kizim PRADA o nolur elleme, amanin RAYBANIN kilitli dolabini actirma, bak kizacaklar simdi" filan derken(memleketimde cocuklari azarlayan bazi tezgahtarlari istedim o anda :P) aklimda o takip takip cikarttigi, asla neden o kadar pahali oldugunu anlayamadigim gozluklerden birini ya dusurup kirarsa , ben de okuma gozlugumu onbinkat pahaliya maletmis olacagim hesaplari ve korkusu icindeyim.
.jpg)
Ancak enteresan olan, bizim kiz isin oyun tarafinda iken, 11 yasindaki bu cocuga bir "leydi" muamelesi yaparak ona dunya markasi gozluklerden birini satmaya calisan filipinli kizcagizin ciddi tavri idi...Ya da ne bileyim; bunlar bir tek "sattiklari" degil, "cocuklara kirdirdiklari" gozluklerden de prim aliyor olmalilar :-D
Neyse, isimiz fazla uzamadi, hemen siparisi verdik ve her anne kiz gibi "soyle bir goz banyosu" yapmak icin vitrin gezmeye basladik.
Spor giysilerindeki canlilik ve renklilikteki basarilarindan dolayi cok sevdigimiz bir magazaya girdik, bir sure gezdikten sonra tam cikista ayni magazanin "T-shirt tasarimi" yarismasi oldugunu ogrendik.Yarismanin temasi "Shout, Share, Live, Unite"(haykir, paylas,yasa,butun ol). Gerci katilma yelpazesi biraz genis : "18 yasina kadar butun cocuklar" demisler ve odullendirmeyi 4 gruba bolmusler.Kurabiyem, kendisi de katilmak icin heyecanlaninca biz "13 yas alti" gruba katilmak uzere hemen bir katilim formu kaptik oradan, formu da cok guzel yapmislar hani, A3 buyuklugundeki kagida beyaz bir t-shirt cizmisler cocuklar hayal gucunu burada konustursun diye.
Bizimki eve gelir gelmez butun sanat malzemelerini(keceli kalemlerini) masaya doktu ve calismaya basladi :-)
.jpg)
Kuzumun eseri bence gayet basarili oldu; LIFT OFF(kalkis yap) basligi attigi mizahsende arkada yardima ihtiyaci olan karanliktaki insanlar ellerini kaldirmis yardim isterken, O da bir helikopteri "yardim sembolu" yapmis, ve altina anlamayacak olanlar icin de "To help the people in danger - tehlikede olan insanlar icin" demis.
Boyle dikkat ceksin diye simli renkler filan da kullanmis..
Estetik zevkine ayrica duyarliligina hayranlik duydum ve katilim suresi 2 gun sonra bitecek olan magazaya bebegimin eserini yetistirdim.
Bir odul kazanir, kazanmaz... o onemli degil; onemli ve degerli olan; konusunu ogrendikten sonra boyle bir yarismaya katilmak icin duydugu hevesti cunku.
Sampiyon olur, olmaz... o da hic hic hic onemli degil! o benim KALBIMIN SAMPIYONU, RUHUMUN HASSAS BOCEGI cunku...
Wednesday, October 01, 2008
Sabir ve kabullenmek

Surec aci veriyor, derinin altinda kendin kendini zehirliyor biliyorum ama;
Sabretmeyi bilmek gerek; sabrin sonunda NEYI kabullenecegini gorebilmek icin..
"Sonuc ani"nda kimsenin degistirebilecegi bir sey yoktur
HAZ! veya HUZUN! ama, sonucta ne gelecekse senin icin; senin performansinin sonunda, senin tekamulun icin gelecektir!
Onun icin beklemeye deger.
42 yillik yasamimin 39uncu yilinda sabretmenin kiymetini ogrendigimi saniyorum.
Onca 38 yil ne hatali davranmisim :-/
Sabretmenin sonunda ortaya cikacak surpriz sevinc veya hayalk irikliginin verecegi heyecan dolu duyguya ancak "sabrederken" HAZIRLANABILECEGIMI ogrendim ben.
Anlik verilerden yola cikip icinden geldigi gibi davrandigin (neredeyse) her zaman kaybediyorsun.
Durtu ve uyariya karsi koymayi ogrenmek zaman aliyor; ama bunu ogrendigin zaman "sogukkanli" sozcugunun anlamini ogrendigini de farkediyorsun.Bu cok keyif verici.
Kimi zaman da cevrende rahatsizlik olusturuyor bu rahatligin ve farkeden gozlerin, ki "kontrollu" davranisindan dolayi olusan rahatsizlik sana DAHA DA buyuk keyif veriyor :-D
Baktin gordun ki bunca hayatinda.
Istenmeyen sonuclara yol acan riskleri dudaginin ucunda 2 kelimede almak cok kolay!Acip kapaniyor dudaklarin; harcadigin en fazla bes nefes, ama ama kac nefese maloluyor agzindan yahut kaleminden cikan?
"Bir tek dudaklarima veyahut kalemime/klavyeme degil RUHUMA da hukmetmem gerekiyor bu odevde." diyorsun
ve yine gulumseyerek; KENDI RUHUNUN EFENDISI OLMAK dan daha lezzetli bir sey dusunemiyorsun sana hersey icin sadece "bir kez" sans verilen yasamda...
ek not:
bangir bangir "the children of sanches" i dinliyordum yukaridaki postu postlarken:-)