Sunday, July 19, 2009

Oyku(9)

Altan “sizinle biraz konusabilir miyiz ?” diyen doktora dondu.

Doktordu evet gelen.

Rengin’in sagligi hakkında bilgi vermek ve bazı konularda onayini almak istemekteydi Altan’in.

Yuzu ne tedirgindi doktorun ne de rahat.

Hayret ederdi zaten Altan hep... Doktorların duyarsız gibi gorunen hallerine.

Aslında O da biliyordu bu saglikcilarin kendini koruma icgudusuydu. Her hastayla olmek veya yasamak olabilecek sey degildi.

Doktor Rengin’in durumun stabil hale geldigini ve yasamsal tehlikenin artik kalmadigini bildiriyordu ama Rengin’ in bedenindeki hasari gorebilmek için MR yapilacagini soyluyordu.

Asil kayginin omurlarin icinden gecen sinirlerin zarar gorup gormedigi oldugu belirtmisti.

Maalesef sinir zedelenmeleri konusunda yapilabilecek hicbir sey yoktu ama simdilik bunlari dusunmek icin erkendi.

Doktor sadece Altan’in her turlu sonuca simdiden hazır olmasini rica etti.

Basta omurgada kirik yok demislerdi ama kirik olabilecegine iliskin bazı bulgular oldugunu ve bu nedenle MR ve Tomografi cekilmesinin zorunlu oldugunu soyluyordu doktor.

Saat 11’de Radyoloji Bolumu'nun MR için ayrılan 13 nolu odasina gitmelerini soyluyordu doktor. Rengin oraya getirilecekti.

Neslihan’ la MR cekilecek bolumun kapisina kadar goturduler Rengin’i. Usuyecekti simdi Rengin iceride gercekten,biliyordu bunu Altan ama caresi de yoktu bunun.

Neslihan kucuk sarsilmalari ile goz yasi dokmekteydi.

Altan “ayaklarini” dedi.... ”ayaklarını iyi ortun, cok usurler onlar cunku...cok usurler.."

MR in icindeydi simdi Rengin...

Buz gibi tupun icinde ve belli periyotlarla kukrereyerek ses cikaran bir makina tariyordu onun vucudunu...

Bir camin onune getirmislerdi Altanla Neslihani gorebilmeleri icin cekimi; ancak MR in her ileri gidisinde Altanin benligi sarsiliyordu.

Rengin ise tamamen bilinc disi kalamadan tum sureci kabusunun bir parcasi olarak algiliyordu...

MR suresinin bitiminde, doktor hastanin sonuclar cikana kadar uyutulacagi bilgisini verdi.

Hic bir hareketle olmasi muhtemel bir durumun daha kotuye gitmesi istenmiyordu.

Bir cirpida aktardi Altan ablasina ve kizina Rengin’in durumunu bu sozleriyle eve donduklerinde...

Neslihan tedirgin, olesiye uzgun ve pismanlikla bakiyordu gozlerine Zeynep’in...

Arkadasi Rengin’in gozleri Zeynep’in gozleriyle kendisine bakiyordu simdi...
"Neden?"diye soruyordu simdi sanki o gozler; simdiye kadar hic sormadigi kadar...

Evet yaptigi seyin elle tutulur bir yani yoktu ama ne olursa olsun duygularini frenleyememişti.

Hele de Altan’ın kendisine disaridan bakildiginda sakinlestirmek icin de olsa hastanede siki sikiya sarilmasi ve saclarini parmaklari arasinda gezdirerek sevmesi butun ruh dunyasini alt ust etmişti.

“Yarin yanagindan gayri her yerde hep beraber” olacaklardi sanki ama bu kez....

Utandi bunları dusunurken.

Basini one egdi ve Zeynep’ in ona bir teyze sicakligi ile sarilmasiyla irkildi sessizce aglamaya baslamadan once...

O Zeynep’ in teyzesi idi...

Sarsiliyordu icinden haykirarak aglarken...Deger miydi hic bir duygunun getirecegi bir guzellik, bir guveni kaybetmeye?

Simdi kendi genlerinden bile utanacak kadar kendisini yaratan her şeyden nefret ediyordu...

Yuzunu gizlemeye calisarak vedalasti.

Yarin o onemli gunde bulusmak uzere...

Altan hic bir sey yemeden yattı. Zeynep’ iyle kucak kucaga. Yarina dinc olmaliydi cunku yarinin onlara neler getirecegini hangi sorumluluklar ve uzuntuler yukleyecegini bilmesine simdiden olanak yoktu.

Kizinin kokusu ve sicakligi ona iyi gelmisti ve sanki cok uzak bir yerlerde kalan bir kokuyu, sicakligi ona anımsatıyor gibiydi.

Sabah uyandiginda dehsetli bir kaybetme korkusu sarmisti ruyalarindan soyunduklari ile...

Kizini koklayip "gunaydin" derken Rengininin kokusunu ozledi yine...

Merakli fok baligi

Kendisi ile Dubai Mall Aquariumda tanistik :-)




Saturday, July 18, 2009

Thursday, July 16, 2009

Şiir :o)


es ozume ruzgar
al icimi.
isirgan esme yeter ki.
dagitma ruhumu
atma omrumu.

es ozume ruzgar
kesme diyecegimi.
kesme sesimi yeter ki,
savururken onu beni.

es ozume ruzgar
karanlik eseceksen es.
sabahla durul yetti mi?
birak gecede bedenini.

es onume ruzgar
goreyim dagittiklarini
toplamak icin ardindan.


gunduzun aydinliginda
goreyim toplayacagimi.


onume... onume es yeter ki.




Oyku(8)

...........Cok seviyordu Rengin de Altan’i.


Bakmaya kiyamayan bu hassasiyetini Renginin O yaninda degilken bile hissediyordu.
“Gamzesini opmeye kiyamadigim” derdi Altan’a hep...

Kucucuk mutluluklari bile buyuk bir solenle karsilayan cok zengin bir yuregi vardi biricik ciceginin.

Neslihan’in durumu ile ilgili Altan yapmisti yine abiligini.

Neslihanin artik babasinin israrlarina dayanamayip memlekete donus bileti aldigi hafta yonetici olarak calistigi sirkette tam da Neslihan’a uygun bir pozisyon bosalmisti ve Altan hic vakit kaybetmeden Insan kaynaklari muduru ile bire bir konusmus, Neslihanin ise alinmasi icin elinden geleni yapmisti.

Basarmisti da; verdigi garanti ile Neslihan’in ise alinmasi tereyagindan kil ceker gibi kolay olmustu.

Artik biricik ciceginin en yakin dostu ile birlikte calisacaklardi.

Aksam elinde kocaman bir buket cicek ile mujdeyi vermek icin Renginin evine gittignde kizlarin ikisi de sevincten aglayarak ziplaya ziplaya Altan’in boynuna atlamislardi...

Boyle bir sevgi yumagi olabilir miydi?

Olmustu... ama hepsi de, sonradan yasananlar da "gercekten" olmustu...

Rengin unutmamıştı....

Bir insanin duygusal bir surecte olgunluk gostermesi ancak aklinin saglamligi ile aciklanabilirdi.

Bir de sevgiye ve dostluga bagliligiyla.

Rengin"in sevgiye caglayan vefasi, yasantisinin en buyuk cefasi haline donusmus, kalbinde kocaman bir delik olusturmustu hic kapanmayacak olan...

Kocaman bir delik...
Kocaman!

Askta "paylasım yoktu", "gonul kaymasi” yoktu, "zayıf bir an yoktur” hele asla yoktu!!!

Ve gercekte bir sey koptuktan sonra sadece "baglanabilirdi" veya kirildiktan sonra "yapistirilabilir" yeni bir sey haline gelirdi.

O sey asla o "eski sey" olmazdi artik...

Cizilmis bir sevgideki cizigi silebilecek silgi yoktu; cizikti tirmalanmisti iste sevgisi de ici de...

Ama sevgisi de kocamandi haa Rengin’in ve simdi bu sevgi onu hala yasama tutundurmaktaydi. O koskocaman konteynerin bile ezemedigi konteynerdan daha da kocaman bir sevgisi vardi Renginin...

Temelinde insana ve dogaya asik, sevgide herkese esit paylastiran, adil paylasabilmeyi bilen; her sorunun mutlaka bir cozumu olacagina inancli; gozlerinin ici her daim piril piril gulumseyen siradisi bir kadindi o.

Mutevaziligi ile degerini kat be kat arttiran bu mukemmel sevgili, sefkatli arkadas, en fedakar anne ve sonsuz vefali evlat, tum guzelligi, akli, aydinligi ile hem de kalbindeki cizigi yine gormezden gelmeye calisarak yasam savasinda tek basinaydi simdi.



Altan “sizinle biraz konusabilir miyiz ?” diyen doktora dondu.