Friday, June 05, 2009

Sahap Dubai'ye geldi iyi mi...

Bugun yogun programin icinde bir nefes alimlik disari cikmisken kafami dinlendireyim diye; amanin daha gurultulu bir ortam, birisi vidi vidi vidi konusuyor.. aklima bizim kuzenin en yakin dostu geldi niye yalan soyleyeyim... bir laf bir soz! Bir gurultu ki sorma gitsin... gaaakkk gaaakkk gak gak da gak!!!

"Aman ben geri iceri gireyim burada ses kirliligi var" diye dusunup ciktigim binaya dogru segirtmisken kafami yukari bir kaldirdim golgesinde dinlendigim agacin dibinden...

Anaaaaaa!

O da kim?

Sahap!!!!




iyi mi?

Adam usenmemis; "gel sana bir cift lafim var" dememe mi alindi bilmem usenmemis ucmus gelmis...


Hayir belli ki ilk gelisi de degil; bir ortam yapmis adam kendine; boyle filipinli, guney afrikali, avustralyali falan dostlari da var hani... o ozguvenle daha bir havalarda adam!!! konusup duruyor, onlara yolculugunu anlatirken arada bir bana donup GAAAAAKKKK demeyi de ihmal etmiyor...

Bana belki de "hadi ne soyleyeceksen soyle" demek istiyor "gaaakkkk gaaakkkkk gak gak da gak!!"ama...


bir sus be kardesim bir sus! bir nefes al!!! "Yol yorgunu" falan gibi yap mesela, ne bileyim...

Bir sus da biz konusalim HER SEYi BiLEN KARGA!!!!


Elbet bizim de bir diyecegimiz var!


KARGAAAA!!!!





Thursday, June 04, 2009

Mezun olduk :o)

Hic aglamadim :')








Sevgili Kurabiyem,

Cok degil bir kac yil icinde; yani biraz daha buyudugunde bu yilki dogumgununde yani bugun; ne kadar hos bir sekilde odullendirildiginin farkina varacaksin; 11 yasindan 12ne ilk adim attigin bugunde "yasaminin ilk basari dolu diplomasini" aldigini sasirarak goreceksin.

Hem 12 yasina basmanin insan yasamindaki onemini hem de ilk okul diplomasinin aslinda "gercek hayata" bir davetiye oldugunu kavradigin anda bugunu o bilincle tekrar yasamak isteyeceksin ama bu mumkun olamayacak bir tanem cunku "Hayat ciziyor silgi olmadan"...

Blogumun basinda yazdigim bu kisa cumleyi biraz daha kucuktun ve sormustun bana hatirlar misin sanki cevap olarak ben "benim silgim bitti" demeliydim, sen de hemen kalem kutunu acip kendi silgini paylasiverecektin benimle.. oyle soruyordu gozlerin, oyle goruyordu aklin...

Ben de sana "biraz daha buyu anlatirim melegim" demistim...

Canim kuzucugum iste boyle ciziyor hayat, iyisiyle kotusuyle hic bir sey silinmiyor; belleklerimizde ya hos birer ani, veya icinden birseyler ogrenecegimiz "ders" oluyor gecen zamanlar...

Senin 12ne bastigin ve sinifinda onemsenecek derecede bana armagan olarak verdigin bu ilk okul diplomasini aldigin bugunde, senin icin duam ve dilegim bundan sonraki yasantini da en az simdiye kadar doldurdugun kadar basarilarla doldurman ve en az bugune kadar oldugun duzeyde mutlu olman...

Dilerim Tanridan yasamin hos anilar ve iyi dostluklar biriktirerek gecsin, en buyuk zenginlik bunlar cunku; bir de sevgi dolu kucucuk yureginin ve zekanin seni hep iyi ve guzel yollara goturecegini simdiden gorur gibi oluyorum...


Bu yolda senin elini tutup sana rehberlik etmek ve gerektiginde yoluna isik tutmak benim icin buyuk bir kivanc kaynagi olacak bunu bilesin tatli kizim benim...

Iyi ki dogdun melegim; iyi ki dogdun benim bonibonlu kurabiyem.

Artik "Ben annemin bonibonlu kurabiyesiyim :0) " yazan T-shirtunu giymemene ragmen bak simdiden herkesin onunde soyluyorum; sen 40 yasina da gelsen hep benim bonibonlarini yemeye kiyamadigim biricik kurabiyem olarak kalacaksin.

Seni cok seviyorum melegim

Annen

Wednesday, June 03, 2009

En degerli sanat eserim...

Bir tanecik kurabiyem...


Yalan yanlis birseyler karalamaya calistigim, veya boyalari simarikca karistirdigim, sonra da "ay ne guzel resim yaptim ben" dediklerim degil asil SANAT(!).
Benim en kiymetli sanat eserim; bir tanecik kurabiyem...

Bugun ilkokul bitirme tezimiz "Dunya Fuari" katilimimiz vardi okulumuzda.

Tam 3 aydir bu projeye hazirlaniyordu(k) kurabiyem.

Dile kolay yetmis kusur ulkeden ailenin cocuklarini gonderdigi bir okula giderken kurabiye; bundan aylarca once ulke isimleri bir torbaya koyuldu ve TOMBALA hesabi her cocuk bir ulke cekti.Ana kural "kendi ulkesini cekerse geri atacak"ti...

Bizim bahtimiza SRi LANKA cikti.Aylarca Sri Lankayla yattik onunla kalktik; her hafta kurabiyem proje calismasi ile ilgili haftalik rapor hazirladi ogretmenine ve bugun final gunuydu :-D cok yoruldu vallahi bebegim...

Bugun resmen "uluslararasi fuar" vardi okulumuzda;
biz hepimiz birak kurabiyeyi is yerimdeki kizlar dahil, dayimiz, civcivimiz, hepimiz heyecanla bekliyorduk bugunu; dile kolay hepimiz Sri Lanka'yi en ince detayina kadar ogrenmistik kurabiye sayesinde.Simdi sira sunum zamaniydi; sagolsun dayimiz da civcivimiz de sirketten en yakin arkadasim Sonalimiz de yanimizdaydi bu onemli gunumuzde.

Sirketteki kizlar derdiler, cattilar vallahi de Sri Lanka kostumu buldular bebegime.Kostumle kalmadi, bir de bir tanesi cicek pazarina gidip taze yasemin aldi; iplere dizdi ve 48 saat boyunca soguk hava zincirini bozmadan bugune taze yetistirildi o cicekler...

Canim arkadasim Sonali de usenmedi geldi giydirdi kizimi sabah sabah okula.


(vallahi bir gun once benim uzerimde prova yapip bana anlattilar sirkette, 8 metre kumasi cocuga nasil saracagimi ama, bir gece once evde ben denedim; kurabiyem bana "anne emin misin Sri Lankalilarin sigara boregi gibi ortada dolastigina" deyince ben iMMMDAAAKKK moduna girdim ve mecburen geldi yardima arkadasim:-P)
Ve cok seker yapti zaten bonibonlarla dolu olan kurabiyemi...


Bugun artik projelere not verilme gunuydu; 100kusur besinci sinif cocugu oturdular masalarina "mufettisleri" beklemek icin... heyecan doruktaydi...


Ama bizim canimizdi; bir tanemizdi bir tanecik kurabiyem...

O bizim zaten hep "En birincimiz"di...


Kurabiyemdi benim yahuuuu "dunyanin en degerli kurabiyesi" olarak zaten yuz puan almisti benden....
Ve yarin...
Yarin sabah gunluk makyajimi yaparken "rimel" surmeyecegim, cunku sabah 10'da kurabiyemin "Ilkokul mezuniyet toreni" var.
Ne olur ne olmaz; belki cok sicak olur; terden makyajim dagilir falan :-PPPP ...
Benim BiR TANEM 11 yasini bitirip 12'sine girdigi benim icin cok anlamli olan bu ozel ve guzel gunde hem de ilk okuldan mezun olacak..
ABLA kurabiye olacak benim "Bonibonlarini bile yemeye kiyamadigim biricik kurabiyem!"
abla olacak :"") ........



Tuesday, June 02, 2009

OLD! (2)



Mukemmel olan her sey her zaman urkutur beni; gerceklik bulamam cunku onda.
Eskiye; eski ve biraz yipranmisa duydugum sempati biraz da bundandir belki…

Her canlinin ve hatta cansizin “yavru”su guzeldir; yasayan her varligin “taze”si, “yeni”si “genc”i makbuldur buna tamam.
Buradaki guzellik bence “henuz kotulukle tanismayan her sey ve herkes dokunulmamis bir melektir ve/veya melek kokar” yani olmaya bile baslamamistir, gokten indigi gibidir, usta bir elden ciktigi gibidir hem de; baslayamamistir daha o tazecik yasamaya ve anilar biriktirmeye iyisiyle kotusuyle; her neyse…

Benim bahsim; olgunlasmis bir seyin mukemmelligine karsi duydugum urpermedir… Boyle bir sey olamaz bence cunku.
“Olusmus” ile “Genc” yan yana yer alamaz cunku.
Olusurken her sey mukemmel kalamaz; biraz da olsa eskir, yipranir, izler tasir.
Eskimezse olusamaz.
Olusarak geldiyse karsima ama eskiyemediyse bir turlu; hep plastik bir seyler ararim onda.

Bir limon agaci dusunun; elinizdeki saksida cekirdekten yetistirdiginiz kucucuk bir filizken, daha buyuk saksiya ektiginiz bir fidan olan; dunyanin en saglikli fidani hem de, bir kere bile boceklenmedigini dusunun, bir kere bile sicaktan beti benzinin atmadigini o filizin ve fidanin; hic bir bitki hastaligina yakalanmadigini, yapraklarinin bir kere bile buzusmedigini, buyurken size hic endise hissattirmedigini ve hatta sonrasinda daha fidanken limon verdigini dahasi da her bir limonundan yarim bardak su ciktigini... Ve buna ragmen o fidanin minyatur bir agac estetiginde, dunyanin en guzel yesil ve sarilarini giymis bir agac oldugunu...
Bu ne kadar mumkundur?

Veya bir calisma masasi dusunun uzerinde yillarca; nesillerce calisilmis; yuzlerce binlerce dirseklere avuc acmis dusunen baslari tasiyan; turlu hayatlara, calismalara sahit olmus, turlu turlu sandalyelerle arkadaslik etmis ancak hic bir yeri cizilmemis, hic bir ter cilasini almamis, rengi atmamis, tahtasi eskimemis...

Bir yuz dusunun bir de yasamin kendisine sundugunu yasamis; yasamaya calismis, kah dusmus kah kalkmis; mutluluklarla avunmus, mutsuzluklarla yerinmis; bicilen omrun ortalama ortasini da gecmis ama hala porselen gibi...

Insanoglunun yuzundeki cizgileri cok severim ben.

Ben o cizgilerde yasanmisligi bulurum, o cizgiler hayatin oykusudur hatta anlamidir benim icin.

Beni yakindan taniyanlar bilir; ben yakinlarimin yuzundeki cizgilerle ilgili hep bir seyler soylerim “bak olmadi ama cizgilerini cikardin yine” veya “yuzunde hic cizgi yok su anda sen asiksin sanirim” veya “karakalem calismasi gibi suratin; ne oldu yine?” diye.

Dokunurum bir de ben sevdiklerimin cizgilerine; kah o cizgilerden aciyi ve uzuntuyu almak icin, kah yasanmisligi paylasmak, gercekligine inandigimi kendi icime gostermek, veyahut sahibinin otesinde cizgiyle bir olup o tecrubenin icinde kaybolmak, olgunluga yugrulmak icin...

Ben o cizgilere dokunurken kimse sormaz “ne yapiyorsun?” diye sanki bir anlasma vardir arada cizgilerle, onlar dokundukca anlatmak ister, doludur yurekleri; bosalsin diye anlattikca sahibini susturur, bu sebeple bence kimse sormaz “neden cizgilerime dokunuyorsun?” diye...

Severim ben insanoglunun “eski”misini, eski insanin cizgilerini...

Ve o cizgilerin hikayelerini...


Monday, June 01, 2009

Tekrar

"Duvar olduk kendimize kendimiz"

...Yuva...

Yanyana geldikçe daha uzak
Birlikteyken daha kimsesiz
Bir ağrı sızım sızım yeri belirsiz
O da yalnız Ben de yalnız
Acılar tütüyor bacamızdan
Görünmeyen taş duvarlar örmüşüz
Duvar olduk kendimize kendimiz
Ne yana dönsek
Kendimize çarparız.

yine Aziz Nesin

anlasilan ben blog dunyasinda yasadikca; ve ben, biz, hepimiz duvarlara carptikca her yil en az bir kez koyacagim Nesin'in bu guzelim siirini...