Birisi bana “anladin mi?” dediginde anladiysam bile pat diye “hayir anlatamadin!” diyiveririm.
Universitede cok sevdigimiz bir hocamizin yerinde bir tepki ile bu konunun altini cizisini hic unutmam.
Ders Siyaset Bilimleri idi.Bu hocamizin egitim tarzi tum sinifi aktif katilima tesvik oldugu icin bizlere okumamiz gereken kitaplarin listesini ve bitirilmesini bekledigi tarihleri yilin basinda verir, kendisi de dahil hepimiz elimizi kolumuzu sallayarak derse girer konulari tartisirdik.
Yine bir beyin firtinasi sirasinda fikirlerini nefessiz siralayan bir arkadasimiz bir nefes aldigi anda hocamiza “anladiniz mi hocam?” diyiverdi.
Hocamiz “ben geri zekaliya mi benziyorum?” diye yanitlayinca sinifta buzzzz gibi bir hava esti ve hocamiz devam etti:
“Bakin cocuklar, medeniyet ayrintilarda gizlidir.
Sizler, neredeyse hepiniz mezun olduktan sonra seckin mevkileri hedefleyeceksiniz.
Kiminiz universitede kalacak kiminiz devlet icin kiminiz ozel sektor icin calisacak.
Once universitede almis oldugunuz egitime guvenilerek, daha sonraki yillarda da ayrica mesleki tecrubenize gore onemli sorumluluklar verilecek sizlere.
Ancak sunu unutmayin, hangi mevkide olursaniz olun medeniyeti ve gorguyu elden biraktiginiz anda bir magara adamindan farkiniz kalmayacaktir.
Ikili veya coklu gorusmelerde karsinizdaki kisinin zekasina guvenin.Anlatmayi surdurun.Onun anlamadigi bir bolumu size soracagini dusunerek konusun.
Sadece ‘emin olamadim teyid almaliyim’ duygunuza yenik dusuyorsaniz ‘anlatabildim mi’ diyecek kadar da alcak gonullu olun.
Karsinizdaki kisinin zeka seviyesi sizden daha dusukse ve bunu tecrube ettiyseniz bile bunu onun yuzune vurmayacak kadar medeni olun.Anlatabildim mi?”
Digerlerini bilmem ama ben cok guzel anladim hocam…
En cok da medeniyetin ayrintilarda gizli oldugunu anladim.
Thursday, January 15, 2009
Wednesday, January 14, 2009
Tuesday, January 13, 2009
Sunday, January 11, 2009
Imdak!
Cok fena cok!
Ikinci gunde nakavt oldum!
Evdeki yardimci ablamiz lolish, bizimle birlikte birinci zafer yilini doldurarak izne hak kazandi.Al takke ver kulah yillik iznini 3 haftada bagladik.Gule gule neseyle dun oglen yolcu ettik filipinlere, ancak ben daha donus yolunda "yusuf bey"le tanistim :-P amaniiinn ben ne yapacaktim lolishsizzz!!!!!!
Bir de bugun kurabiyemin okulu baslayacakti somestir tatilinden sonra; onun heyecani var ikimizde de...
Aksam eve geldik, formalar falan hazirlandi, canta dokuldu kalemler acildi, silgiler temizlendi...
Bu sirada ben kurabiyenin ogle yemegini kafamda ayarladim, cooky'i ihtiyac gezintisine cikardim, soyle evi bir topladim(sabah daginik eve uyanmaktan nefret ederim!!!) neyse yattik.
Bu sabah uyandigimda saat 6da, gercekler daaan diye yuzume vurdu!
AMANINNNNN!!!!Sabah telasimi tek yetiskin olarak yasayacaktim!
Hemen firladim ciktim yataktan, kurabiyemi oksadim, optum, yumucuk sabah enerjisini verdim, sabahligimi giydim ve firladim asagi.
Once bir yandan kurabiyemin ogle yemegi icin meyvalari, domatesleri dograyip "luch box"unu hazirlarken(ogle yemegi burada genelde evden gonderiliyor) diger yandan kahvaltisini hazirladim.
Kurabiye tan bu anda klasik sabah sarhoslugu ile benim boyumda bir kedi olarak indi asagi mirr mirrr, az daha optum oksadim "hadi annem forman burada guzelce giyin, kahvaltini yedikten sonra dislerini fircala".
"Tamam annecim" dedi benim bocegim, bu sirada bende nasil bir dis agrisi ki var ki bu kadar olur!!!Dun bir de dis hekimi ile randevum vardi kanal tedavisi icin.
Bu agrinin normal oldugunu bildigim icin(gecen haftaki kanal tedavimde de agrimisti boyle 3 gun) pek yuz vermedim "hadi cooky" diyerek onu ihtiyac molasina cikarttim.
Kisa bir tur atip (sagolsun cooky de bana yardimci oldu) acilen konu hallolunca geri donup cooky'nin patilerini ve gerekli diger yerlerini temizledikten sonra iceri girdigimde kuzumun kahvaltisi bitmis, giyinmis, bos gozlerle televizyona bakiyordu."dislerini fircaladin mi?kokunu surdun mu" dedim bir bilgisayar gibi.
"evet anne" dedi, hala uykulu.
Ellerimi deli gibi deterjanlarla yikadiktan sonra(lolish gelene kadar benim eller delinmezse iyi diyerek) kurabiyenin lunch box unu toparladim, cantasinin muhtelif yerlerine birer kucuk su yerlestirdikten sonra isiticiya bastim.Su ana kadar iyi gidiyordu, bir kahveyi haketmistim.
Hemen unutmadan tansiyon ilacimi ictim.
Su kaynarken firlayip Cookynin mamasini ve suyunu tazeledim, ellerimi tekrar delene kadar yikadim biraz coktum; tam kahvemden bir yudum aldim ki gozum saate kaydi "imdaaakkk!" saat yediye yirmi vardi!!!!
Amanin amaninnnn dedim,SERVIS GELMEK UZERE! kurabiyeyi, okul cantasini ve luch boxu kapip disari firladim, disari cikarken kurabiyeme "dislerini fircalamismiydin" dedim ve ondan "anne bu sabah her bir disim icin ayri ayri sordun"
diye firca yedim:-P
Disarda serinlikten urpermis kurabiyeyi sarilip isitmaya calisirken
(buralarda sabah ayazi fena olur kisin, colden fena soguk vurur sabahlari.. ama iyi de olur adami uyandirir :-)) servis geldi.. sandim..mi? ha?
soole bir gozlerimi kisarak baktim "no worries madam, it is us! we just painted the school buses"(endiseye gerek yok madam biziz!sadece okul otobuslerini sariya boyadilar) dedi arabadaki hostes... e ben de hakliyim ama; boole beyazin ustune suslu boyali araba gitmis, yerine sapsari bisiy gelmis.Neyse, Civciv sarisi otobuse kurabiyemi bindirip, gozlerimi kapatip basimi kaldirip ona iyi seyler dileyip el neseyle el salladiktan sonra firladim iceri.
Paldir kuldur kendim hazirlanmaya basladim; bu sirada kedilerin kumunu degistirdim, ucunun de mamalarini ve suyunu yeniledim.
Her sey tamam oldugunda saat yediyi yirmi geciyordu...
Icemedigim kahvemden koltuga cokup bir yudum daha aldiktan sonra firladim ciktim.
Arabaya bindigimde icimde bir his vardi.
Sanki bir sey yapmayi unutmustum...
Ikinci gunde nakavt oldum!
Evdeki yardimci ablamiz lolish, bizimle birlikte birinci zafer yilini doldurarak izne hak kazandi.Al takke ver kulah yillik iznini 3 haftada bagladik.Gule gule neseyle dun oglen yolcu ettik filipinlere, ancak ben daha donus yolunda "yusuf bey"le tanistim :-P amaniiinn ben ne yapacaktim lolishsizzz!!!!!!
Bir de bugun kurabiyemin okulu baslayacakti somestir tatilinden sonra; onun heyecani var ikimizde de...
Aksam eve geldik, formalar falan hazirlandi, canta dokuldu kalemler acildi, silgiler temizlendi...
Bu sirada ben kurabiyenin ogle yemegini kafamda ayarladim, cooky'i ihtiyac gezintisine cikardim, soyle evi bir topladim(sabah daginik eve uyanmaktan nefret ederim!!!) neyse yattik.
Bu sabah uyandigimda saat 6da, gercekler daaan diye yuzume vurdu!
AMANINNNNN!!!!Sabah telasimi tek yetiskin olarak yasayacaktim!
Hemen firladim ciktim yataktan, kurabiyemi oksadim, optum, yumucuk sabah enerjisini verdim, sabahligimi giydim ve firladim asagi.
Once bir yandan kurabiyemin ogle yemegi icin meyvalari, domatesleri dograyip "luch box"unu hazirlarken(ogle yemegi burada genelde evden gonderiliyor) diger yandan kahvaltisini hazirladim.
Kurabiye tan bu anda klasik sabah sarhoslugu ile benim boyumda bir kedi olarak indi asagi mirr mirrr, az daha optum oksadim "hadi annem forman burada guzelce giyin, kahvaltini yedikten sonra dislerini fircala".
"Tamam annecim" dedi benim bocegim, bu sirada bende nasil bir dis agrisi ki var ki bu kadar olur!!!Dun bir de dis hekimi ile randevum vardi kanal tedavisi icin.
Bu agrinin normal oldugunu bildigim icin(gecen haftaki kanal tedavimde de agrimisti boyle 3 gun) pek yuz vermedim "hadi cooky" diyerek onu ihtiyac molasina cikarttim.
Kisa bir tur atip (sagolsun cooky de bana yardimci oldu) acilen konu hallolunca geri donup cooky'nin patilerini ve gerekli diger yerlerini temizledikten sonra iceri girdigimde kuzumun kahvaltisi bitmis, giyinmis, bos gozlerle televizyona bakiyordu."dislerini fircaladin mi?kokunu surdun mu" dedim bir bilgisayar gibi.
"evet anne" dedi, hala uykulu.
Ellerimi deli gibi deterjanlarla yikadiktan sonra(lolish gelene kadar benim eller delinmezse iyi diyerek) kurabiyenin lunch box unu toparladim, cantasinin muhtelif yerlerine birer kucuk su yerlestirdikten sonra isiticiya bastim.Su ana kadar iyi gidiyordu, bir kahveyi haketmistim.
Hemen unutmadan tansiyon ilacimi ictim.
Su kaynarken firlayip Cookynin mamasini ve suyunu tazeledim, ellerimi tekrar delene kadar yikadim biraz coktum; tam kahvemden bir yudum aldim ki gozum saate kaydi "imdaaakkk!" saat yediye yirmi vardi!!!!
Amanin amaninnnn dedim,SERVIS GELMEK UZERE! kurabiyeyi, okul cantasini ve luch boxu kapip disari firladim, disari cikarken kurabiyeme "dislerini fircalamismiydin" dedim ve ondan "anne bu sabah her bir disim icin ayri ayri sordun"
diye firca yedim:-P
Disarda serinlikten urpermis kurabiyeyi sarilip isitmaya calisirken
(buralarda sabah ayazi fena olur kisin, colden fena soguk vurur sabahlari.. ama iyi de olur adami uyandirir :-)) servis geldi.. sandim..mi? ha?
soole bir gozlerimi kisarak baktim "no worries madam, it is us! we just painted the school buses"(endiseye gerek yok madam biziz!sadece okul otobuslerini sariya boyadilar) dedi arabadaki hostes... e ben de hakliyim ama; boole beyazin ustune suslu boyali araba gitmis, yerine sapsari bisiy gelmis.Neyse, Civciv sarisi otobuse kurabiyemi bindirip, gozlerimi kapatip basimi kaldirip ona iyi seyler dileyip el neseyle el salladiktan sonra firladim iceri.
Paldir kuldur kendim hazirlanmaya basladim; bu sirada kedilerin kumunu degistirdim, ucunun de mamalarini ve suyunu yeniledim.
Her sey tamam oldugunda saat yediyi yirmi geciyordu...
Icemedigim kahvemden koltuga cokup bir yudum daha aldiktan sonra firladim ciktim.
Arabaya bindigimde icimde bir his vardi.
Sanki bir sey yapmayi unutmustum...
Saturday, January 10, 2009
Arkasina bakmadan giden essekler…

Bu esseklere baktigim zaman Buyukada'da bu yaz
“Aha!!! iste iste!!!
Insanlar da boyle 3-5 gruplasip seni bir zaman birlikte savunduklarinizla yalniz birakip gidiyorlar akillarinda sadece az sonra yiyecekleri ‘saman’ ...
Oysa ben hep sanarim ki ki aslolan ‘zaman’ ”
demistim.
Essek iste.
Babalari da essekti onlarin…
Essek iste.
Babalari da essekti onlarin…
Subscribe to:
Posts (Atom)





