Sunday, December 07, 2008

"Ucaginizdaki butun koltuklar dolu; bir saniye bekleyin hanfendi"

Ben - "Ha? ah hah hah ahahahahh... ne kadar da esprik bir havalimani gorevlisi bir kardessiniz, demek ucak koltuklarini birden fazla kisiye mi satmislar aha hah huh ohu heh hu! (??????????????) "

Gorevli - (ayni ciddi gorevli) daha da ciddi bir ifadeyle "Bir saniye birseyler ayarlamaya calisiyorum"

Ben - icimden gelen "nihahahahaha!!!" nidalarini kontrol etmeye calisarak "yok yok... siz saka yapmiyorsunuz sanirim.Yani, ben bundan yarim saat once yurt disindan gelen bir ucaktan indim, bahsi gecen Izmir biletimi haftalarca once internetten almistim, kiziminkini de birkac gun once bakin PNR numaralarimiz burada, bekleme listesinde degiliz.... , 4 bavulla dis hatlardan ic hatlara isik hizi ile geldim; ancak siz simdi bana benim cocuklugumda oz bilmemne turizm otobus yolcularinin basina gelmesi muhtemel bisiyin ucaga binmeye calisirken basimiza geldigini mi ima ediyorsunuz?"

Gorevli - "bir saniye hanfendi sistem kitlendi"

Ben - "ama ucak 20 dakika sonra kalkacak ve bu geceki son ucaginiz... sistem ne dusunuyor bu hususta?"

Gorevli - "yok yok o kalkmaz o zaman; daha inmedi ucak, nasil kalksin"

Kurabiye - "Anne ne diyo bu abi?"

Ben - "Kizim dur bii... cekme cantami.. beyefendi; hani yer problemi varsa ucakta hic sorun degil, pilotun yanina 2 tabure atin biz orda da gideriz ehuh huh hehe heh :S "

Gorevli - "Kimlikleri alayim"

(bir inceleme ve goz bebeklerime keskin bir bakis!!!)

Gorevli - "Yaninizdaki cocuk kim?"

Ben - "(bu bir kamera sakasi olmali evet evet bir kamera sakasi bu) kizim sen kimsin? git burdan birak beni, neden pesime takildin? aaa bi de bana anne diyo bu yaa!!!"

Kurabiye - "Anne yaaa ne diyosun?"(cocugun tahammulu yok, yaklasik 8-9 saattir havaalanlarinda orda burda.. yoruldu.. yoksa espriden anlar benim kurabiyem, baya bi zora sokardik isi; biliyorum aslinda o da benim gibi catlak!)

Gorevli - "Hanfendi verdiginiz kimliklerde soyadi farkli"

Ben - "Neeee aman allahim; o zaman bu cocuk kim??? Benim cocugum nerde? eyvah!!!!
Ama bi dakka hatta bir saniye beyefendi, sanirim bana anne diyen bir cocuk ile ilgili yaraticiliginizi kullanamiyorsunuz o zaman ben bosanma mahkeme kararinin fotokopisini takdim edeyim"(aklimi seveyim bu kagidi 3 yildir yanimda tasiyorum ve ilk defa lazim oluyor)

Gorevli - "(alayci ve inanmaz bir ifade ile)Tamam yalniz amirimi aramam lazim..
Amirim boyleyken boyle.. evet bana bir kagit verdi.. efendim? burda cok sey yaziyor hepsini okumam mumkun degil? nasil? evet cocuk anne diyor... Kagidin basi? ah evet ordaki soyadi cocugun soyadi... haa hmm evet..evet evet sonundaki soyadi da kadinin soyadi (bu sirada arkadas siki bir firca yiyor veya gazi var cok fena karni agriyo ; zira surati kippppp kirmizi oldu!!!"

Gorevli - "Buyrun beyefendi cikis kapiniz 110"

Ben - "Beyefendi?"

Gorevli - "Pardon hanfendi"

Ben - "Soyadi farkimiza ragmen anne kiz olmayi ve ailemizin evine gitmeyi hakkettik demek ki tesekkurler.. haa bu arada not dustunuz mu pilotun yanina atacaklari tabureleri baglamak icin de ip lazim bize, mazallah kis mevsimi hava boslugu filan, havada ucarken pilotlara carpmayalim"

Gorevli - (bu sefer morumsu kirmizi renkle) "iyi ucuslar hanfendi ozur dileriz"

Ben koltuk numarasina bile bakmadim, digidik digidik son hizla "jet kurabiye" ve ben kostur kostur 110 numarali kapiya gittik.Aman aman ne guzel kapinin onu gayet dolu "Oh" dedim icimden ucak rotar yapmis ama her an ucaga alinabilirdik.

11 yasindaki kurabiye dikkatli tabi "Anne bu kapi Trabzon kapisi" bende artik sabir kalmamis "of ya kizim ha ne ya?" filan derken kafami kaldirdim anaaaa bi baktim vallahi de biz Trabzon ucagini bekliyoruz!!!

Hemen ordaki bir gorevliyle boardlarin altina gittik; vallahi de Izmir ucagi da Trabzon ucagi da ayni kapi numarasinda hem de kapinin ustunde Trabzon yazarken bizim binis kartlarinda da ayni numara var.110!!! ve bize gore 110a yanasan ucagin Izmire gitmesi gerekiyor! Gorevli bizi rahatlatti "heralde bir ucak sag cikis kapisindan oburu sol cikis kapisindan yolcu alacak(puhah hah hah yuz ifadesi"

Ben teslim oldum! Ordaki bir koltuga coktum! bu sirada devamli arayan abim ablam annem filan bilimum ahaliye rapor veriyorum, konustugum telefonun obur ucu gulecek gulmesine de puhhhaaahhh diye ; benim sesim sinirden artik titremeye basladigi icin cesaret edemiyor:-)

Valla kurabiye vaz gecmedi; elinde ucus kartlari devamli ekranlara gitti geldi; bu arada bana bir su; kendine bir turkce dergi aldi; cocuklar bir felaket oluyor onlarda kesinlikle bir "son dakka enerjisi" diye bir depo var biliyorum onlarda o sirada. Benim aklim akillica cozumlerde "hmm hava alani yakinlarinda Wow otel diye temiz bi otel vardi daha olmadi bu gece orda yatar yarin gideriz izmire; kesin kacti bu ucak" filan derken degismis kapi numarasini ilk kurabiye buldu, beni ve cevremizde Trabzona gitmekten urken diger Izmir yolcularini toplayip dogru kapiya goturdu.
Diger yolcularin toparlanmasi zaman aldi; 1saatten daha uzun bir sure sonra ucak havalandi.

Enteresan!
Hayatimizda ilk defa 1D ve 1E de seyahat ettik kizimla(hem de ekonomi biletiyle :-))

Kurabiye "Bu nasil oldu anne?" dedi; ben de "Kokpite koyacak tabure bulamamislar kizim" dedim.

Annemin sarmalarini sarimsakli yogurtla yerken saat gece yarisi 2:30 olmustu.

Monday, December 01, 2008

Bronshiyotus Canavarus

10 gun once hafta sonunun ortasina atesler icinde uyandim.

Cumartesi sabahiydi; gozumu actigimda cayir cayir yaniyordum... Hic sevmem atesi, ablamin tabiri ile biraz da tabansizimdir, hemen gevseyiveririm dudagim da duser "buhuuu" olurum ben koca kadin.

Hastahaneye dusurmesin allah; "acil"in kapisindan adim atar atmaz hemen "kolunu baglayalim tansiyonuna bakalim, ac agzini yut su dereceyi,serum takalim, koluna delik delelim, kan alalim, hatta kanini emelim nihahahaaa" diye dort taraftan enjektorlu, kucuk boynuzlari ve kuyruklari olan hemsirelerin saldirisina ugramisken (yuksek atesten dolayi bazi gozlem hatalari olusmus olabilir) oradan bir nesteri kaptigimi hayal edip sirtimi duvara vererek "hiheeeytttt!! yaklasmayin!! cizerim!!! bana doktoru caarin" diye cigirdim!!!

Guzel guzel doktorcuma, oksurerek, burnum akarak ve de atesle geldigimi; su anda tek istedigimin kabadan bir ates dusurucu oldugunu guzel guzel anlattim.Adam da peki dedi, ignemi oldum guzel guzel; grip ilacimi aldim ve eve yollandim.

Evde kurabiyemin hazirladigi(ay annemin lafi geldi aklima "kiz olsun da camurdan olsun") vitamin dolu kahvaltiyi lupletip 1-2 saat de uyuduktan sonra kendimi ogleden sonra kurabiyeme verdigim sozu yerine getirecek kadar iyi hissettim...

Teee yaz aylarinda Shanghai dan kurabiyem icin aldigim ve henuz ucurtmaya firsatimiz olmayan devasa ucurtmamizi kapip dayi ve Canla birlikte sahilin yolunu tuttuk.

Nasil da pufur pufur bir havaydi sormayin, ucurtmayi daha paketinden cikartirken hayvancik adeta "birakin beniii ucacaaamm ucacaaammm" diye haykiriyordu.

Cok keyifli bir "Ucurtma ucurmasi" idi pufurrrr pufurrrr... ve o guzel pufurrrtu benim yuzumu de ust solunum yollarimi da baya bir dolasmis olmali ki ertesi gun ofise gittigimde bir kutu kagit mendil bitirdim "hapsiyeeee... psihiyeee... firrrkk.. shhhyeeee" acayip aksirma seslerim arasinda(ve de vallahi bir kez bile imla kurallarina uygun olarak adam gibi "happp suuuu" cikmadi agzimdan.)

Benim ekipteki cocuklar pek sirindi dogrusu imza icin geldiklerinde... ellerindeki kagidi 2 metre oteden masama dogru firlatip aninda fiyiyorlardi; artik kagidin kismetine! suzule suzule masaya dusmeyi basaranlar hemen tarafimdan imzalaniyor, yere dusenler ise saat basi tarafimdan yerden toplanip topluca islem goruyordu.

O gunu de sallan yuvarlan ancak saat 14:00e kadar goturmeyi basarip kalan son bir damla canimla eve kapagi attim ve "horrrrrrrrr" seklinde yorganin altinda bol bol terliyerek kendime biraz gelmeyi basardim.Tabi sonrasini tahmin edersiniz; tam agir bir gripal enfeksiyon durumu, ne el kalkiyor ne kol.. feci bir oksuruk koh koh koh...

Ertesi sabah yatak bana fena sarilmis durumdayken ve hafif atesle kivranirken kurabiyemin okulundan aradilar "kizinizin cok atesi var hemen gelip alin"... EYVAH!!!

Tabi kendi hastaligim aninda unutuldu tarafimdan son surat kurabiyenin okuluna firladim.Revirden aldigimda, bu sefer atesten cukulatalari erimis kurabiyemi hastaneye yetistirdim... O da ayni benim gibi! Tabansiz!!! bizim atesimiz cikti mi, booole fena suzuluruz ana-kiz dudaklarimiz yerlere kadar duser iste yine ablam bu duruma "aman bunlar hasatalinca hemen sumuk gibi olurlar!" der.. Ah ablam ve yakistirmalari :-)

Neyse doktor "Aaaa de! sirtini ac! himmm... ve hatta HIIMMMMM.." seklinde seslendirmeler esliginde kizimi muayene ederken benim kipkirmizi yanaklarimla agzimi acmadan sessizce icerden gerceklestirmeye calistigim oksurugumu yakaladi(bi deneyin bakin, agziniz kapaliyken kuvvetlice oksurun; hem cok komik gorunuyor hem de ic kulak setiniz kulaklarinizdan disari firlayacakmis gibi oluyor) "Sizin de cigerlerinizi bir dinleyebilir miyim" diyiverdi... Ben de tabi "ehu huh kem kum e tabi buyrun kendi ciyerinizmis gibi efenim" filan derken adam steteskopu gogsume dayar dayamaz "Oh! kesinlikle antibiyotige baslamiz gerekiyor, ust solunum yollari tamamen dolmus!!!" mujdeli haberini verdi...tam duyamadim ne dedigini ama sanirim 'bronsiyotus canavarus' gibi bir hastalikti benimkisi"

Iste o gundur ve takip eden 6-7 gundur ben ve kurabiyem salonda, cek yatlarin ustunde kah televizyon izleyerek, kah kitap okuyarak ve bol bol ilaclarimizi icerek, meyve yemeye calisarak kendimizi ayaga kaldirmaya calistik hep.Turlu turlu corbalar yaptim canimizi cektirmek icin ama pek istahimiz yoktu ikimizin de...

Sukur ki kurabiyemin hastaliginin ilk gecesindeki gibi kotu degildik hafta sonuna dogru... Ilk gece o kadar zor gecmisti ki, butun bir gece bin yil surdu sanmistim kendim atesliyken atesi 39u gecen kurabiyemi sogutmaya calismak cok zor olmustu.

Persembe sabahi "ne var ne yok ofiste" diye bir iki saatligine gittim ise... gidis o gidis...
"sunu da yapayim gideyim... suna da bakayim gideyim" derken neredeyse mesai bitiyordu ben cikarken...

Sonra ustune cuma cumartesi 2 hafta sonu gunu serile serile dinlendik kurabiyecigimle...

Sukurler olsun haftaya saglikli basladik, ve bes bin kere "oh yaaa! saglik gibisi varmiymis" diye iyilesmemize sevindik kurabiyem de ben de....

Thursday, November 20, 2008

Belgesi var mi?


Bu "Feysbuk" ilginc vesselam.


Canin inanilmaz mutlu mu olmak istiyor? Hemen "feysbuk" a gir, aran taran gruplari ve konularini... aynen yani 15 dakika icinde karnini tuta tuta gulmezsen internetim 1 hafta kesilsin :-)


Veyahut inanilmaz gicik bir moddasin, birileriyle dalasmak istiyorsun... aynen.. ve de dahilinde hizmete servis bir suru konu, grup, olusum var..,


Harika bu "feysbuk" ya!


Bir tanesine denk geldim:

Bir annecikle babacik, kan hastasi olmus bir tanecik bebelerine kan ariyorlar.Hem de oyle bulunmayan bir kan grubu filan degil ha, ancak bebecikin hizla ve devamli kaninin degismesi gerektiginden, ihtiyac hic bitmiyor.

Facebooka da yazmis ailecik; ne yapsin?

A grubu RH pozitif de olsa bitmeyen cesme degil ki bu degil mi efendim?

Hem de 37bin kisi uye olmus " ELİF'E A rh (+) KAN LAZIM KİMSEYİ ÇAĞIRMAYACAKSAN EKLEME" grubuna (kaci kan verdi kaci mesaji sirkule etti bilmiyorum) ancak bir olusum olmus kucucuk Elif bebecik icin....

Birileri bilekleri sivamis hep beraber degil omuz atmis ailenin saglik sorununa.


Derken.


Sabah oldu erken!


Adamin biri demis ki "belgesi var mi kardesim?" ???????????



simdi ben bir onceki postumda siraladigim

Nasil yani?

Ne?

Sen kimsin?

Niye bu soruyu soruyorsun?

Nerden aldin bu ayriksi ot ozelligini?

Kim senin cocugun kac yasinda?Yok di mi senin beben?


sorulari icinde kahrolayim derken ayni soku diger duyarli arkadaslarla da paylastigimi farkettim;


birkac ornek cevabi nakledeyim:


"lan yürü git beeesenden kan dışında ne istiyolarama zaten senin kanın bozuk o yüzden o bebeğin kanına uymaz seninki"


"BURSA ULUDAĞ ÇOCUK ONKOLOJİYE GİDİP ELİF GÜMÜŞ ADLI BEBEĞİN YAKINLARINI SORACAKSINIZ.HERGÜN HASTANEDE OLUYOR BU HASTALIĞA YAKALANANLARIN YAKINLARI ONLAR OLMASA BİLE ORDA (Kİ DÜŞÜK BİR İHTİMAL) ÇOCUĞUN DOKTORU BİLGİ VERİP SİZDEN KANI LACAKTIR.ARAMALARINI BEKLEMEYİN DERHAL YAKINDA OLANLAR HASTANEYE GİTSİN.BURSADA TEK BİR TANE BURSA ULUDAĞ ÇOCUK ONKOLOJİ SERVİSİ VAR!!!"


"sayın.xxxxxxxxxxx sizin böyle ulvi-insani bir sosyal-gönüllü dayanışma grup duvar panosuna yazmış olduğunuz şüphe dolu sözlerinizin kendiniz için tamamen talihsiz bir düşünce ve yaklaşım olduğu kanısında ve insanlık adına sevgili küçük hastamız Elif ve ailesinden özür dilemeniz gerektiğinden yanayım...umarım,bir daha bu şekilde ön yargılı ve negatif duygulara hayatınızda yer vermezsiniz.....en azından,insani duygularınız adına.saygılarımla,yyyyyyy."


"Allah sana akıl fikir versin ne diyeyim anne baba olunca anlarsın evlat ne kadar değerli kaldıki bunu anne baba olmadanda anlaman gerek tabii bir damla vicdan sahibisen... YAZIKKKKK"


ve bir "oh" dedim,


(aman allahim!!!! ben isansam BU ne?

BU insansa ben neyim?)

Sunday, November 16, 2008

Sorular


NASIL YANI?
Dun gece bir arkadasimin rahmetli babasini gordum ruyamda.
Hayatta iz birakmis agir yasamis rahmetli; hep anilariyla vardir icimizde, muhabbette...
Gormus kadar gecti bahsi rahmetlinin, ama yemin ediyorum hayatta bir kere bile gormedim, ilginctir; tuttu benim ensemden sanki mahallenin 40 yillik amcasi gibi; sanki kose evdeki su su su bey amca gibi; sanki eline dogmusum elinde buyumusum gibi...
Hem bir de benim konularimi biliyormus gibi... Bir suru ogut verdi!
Yataktan zipladigimda tuylerim diken diken; bildigim bilmedigim butun dualari okurken tek dusundugum bu ruyami neden bu kadar net hatirladigim oldu.

Nasil gorur bir insan hayatinda hic yuz yuze gelmedigi o diger rahmetli insani ruyasinda?

NEDEN gorur?
*************

NEDEN YANI?
Neden koseye sikismadan acil kurtulus tedbirleri bir turlu akla gelmez?
Neden insan odeme zorlugu cekene kadar raftaki daha ucuz pirinci aramaz?
Neden "ah simdi yanimda/yanimizda olsaydi" demeden once gitmemesi icin gereken yapilmaz; neden gidislerin ardinda hep vicdan azabi geride birakilmis ayak izi olur?
Neden iyi duygular beslenmeye baslandiginda kotu hisler; kotu duygular beslenmeye baslandiginda da iyi hisler unutulur?
Neden "isteyince adam gibi yaparsin" denilir, istenmediyse zaten neden konusma konusu olunur?
Neden bulbulle gul okundugunda cok begenilir; yalniz kalindiginda bulbule "salak" denir?
Neden cok begendigimiz bir yaziyi okumayi bitirdikten sonra hep "ben yazsam boyle yazardim" denir; neden sen yazmadin o zaman kalemin mi yoktu?
Neden insan hosuna gitmeyen seyler yasadiginda karsisindakini/karsilarindakini bencillikle suclar?
Neden insanin kopegi isirmasi hep "iyi bir haber niteligi" tasir?

KIMdir bu kopegi isiran insan?
***********

KIM YANI?
Kim insani en cok sever; annesi mi, yavrusu mu?Kim bebekken kim buyumusken?
Kim bir adim one atar dugmeye basan olmak icin, veya olaylar hangi "kim"ler sayesinde corap sokugu gibi cozulmeye baslar?
Kim "isteyince adam gibi yapmayi" basarir?
Kim karsisindakinin agzindan cikani oldugu gibi dinler yorum yapmadan "kesin bunu soylemek istiyor aslinda" demeden?
Kim sitem eder; kim alinir?Alinan midir aslinda sitem eden, yoksa alindigi icin mi sitem eden olmustur O?Kim ona alinan demistir?
Kim icim de disim da bir deyip gercekten icindekilerin tamamini disina gercekten doker?
Kimdir hirsiz, kimdir magdur?

NEREDE yasar magdurun gazabina ugrayan hirsiz?
***********

NEREDE YANI?
Nerededir bu aborjinler, orada mi kalmislardir sadece?neden yayilmamislar?
Nerede baslamistir ezilmislik ele gecirilmislik, nerede baslar esaret ve diktatorluk?
Nerede olmak gerekir "adam gibi yapmayi istemek" icin?
Nerede birisinin cumlesi bittikten sonra digeri konusmaya baslar?Nerededir dunyanin tamamlanmamis tum cumleleri; nerede bitmislerdir?
Nerede aglanmamistir bir yurt icin hem de nerede vardir hala icinde aglamayanin oldugu yurt?
Nerededir akitilan bu kadar goz yasi, yagan yagmurla tekrar geri mi doner yeryuzune?
Nerededir artik aglamayan cocuk ve onun mutlu, gul yanaklarini oksayan gulumseyen annesi?

NE ZAMAN gul yanakli bebelerin sayisi sayilmayacak kadar cok olacaktir?
************

NE ZAMAN YANI?
Ne zaman insanlar kendilerini kandirmayi birakip once kendilerine durust olmayi basaracaklardir?
Ne zaman samimiyet gercek anlamiyla gelecektir insan aklina, ruhuna bedenine ve bu ne zaman kisiler ve toplumlar/ ici ve arasi gercek iletisimi saglayacaktir?
Ne zaman insanlar "yurtta yasayan herkesten" cok cuzzi miktar para toplamayi basarip ekonomik krizin ilk dalgasinin ustunden atlamayi basaracaktir?
Ne zaman gercekten egitim ve gorgu farki ortadan kalkacak ve ne zaman insanlar birbirlerinin etnik farklarindan yeni bir sey ogrenmis olmanin heyecani ile keyif duyacaktir?
Ne zaman daha egitimli, egitimsizi kandirmayi birakacaktir?
Ne zaman cocuklara gercek birer "emanet" gibi davranilmaya baslanacak ve ne zaman onlarin uzerindeki "mulkiyet" hissi ortadan kalkacaktir?
Ne zaman din, dil, irk ayrimi yapmadan tum dunyanin cocuklari hepimizin cocuklari olacaktir?ayrimci duygusuz, buyuyememis koca cocuklar ne zaman buyuyecektir?

NEYIN olmasi gerekir koca cocuklarin artik buyumesi icin?
**********

NE YANI?
Neyin tetiklemesi lazim bizi biraz daha akil-bilinc dengesi kurmamiz icin?
Ne bize ogretir degerleri ve aidiyetin guzelligini?
Neyleri asmak gerekir kaf dagina ulasmak icin; asilacaklari ne yaratmistir? asacak cozumun anahtari nedir?
Nedir aslinda ucabildigi halde yuruyerek kacan kus?
Neyi beklemek lazim harekete gecmek icin veya konusmaya ne ile baslamak lazim bir de ne ile bitirmek?
Ne aglatamaz bizi neyden dolayi gulmeye basladigimizda; ve ne asla gulduremez bizi ne oldugunda?
Nedir davacinin derdi?neyin pesindedir davali?

Nedir "HAYATI SOLEN GIBI YASAMAK" in anlami?

Friday, November 14, 2008

Iyi ki dogdun Can


Canikom!


Her ne kadar "Italyan yemegi deniycem" secenegin dun gece bizi ac biraktiysa da :) biz senin sevgin sevginle doyduk.


Iyi ki dogdun; iyi ki varsin.


Sen bizim "Can" imizsin...



not:minicik pastani uflerkenki resmini annenden alir almaz post edecegim...

simdilik Atlantisteki resminle idare edecegiz bu yakisikli 15 yasindaki delikanliyi gormek icin :)