Monday, January 07, 2008

Bindik bir alamete gidiyoruz kiyamete...


hadi bakalim...

Uzun zamandir uzak kaldim blog dunyasindan, hastalik ustalik seyahat, sahsi konular filan...

Favori bloglarim, listemde olan ve olmayanlari gezdim.

Cok fazla sayida kirik kuruk kalple yeni yila giren sanal canlarimin sesini kokusunu duydum.

Hatta 5 tane hemen yeni yil olmadan kapanmis bloglar filan buldum, yorum yazmanin ne anlami var ki onlara...

Nooluyosunuz ya????

Alooooo???

Hadi hadi lay lay lommmmm!!!!

Bak yeni bir yil daha piril piril.. ne o " aldin umutlarimi goturdun.. dididi vididi bilmemne"...

Hadiiiii...

Bak 1-2-3 dicem hep beraber toparlancas, umut dolcas..

taam mi?

biiiiiirrrrr... ikiiiiiiiii.... uuuuuucccccc....

iste buuuuu:))))))

tatata taaammmmmmm :))))))))

(baak.. demistim ben sana inaninca her sey deyiscek diyeee:))))

:P

Friday, January 04, 2008

Borcumuz var



Dunyanin en hizli kosan hayvani CITA dir.Onbinlerce yildir dunyada en hizli Cita kosar.Citayi Cita yapan en hizli kosan hayvan olmasidir.
Onun diger citalara hic bir borcu yok; cunku onlarca bin yil once yasamis dedeleri de dunyanin en hizli ve cevik kosan hayvanlariydi.Olani surdurduler.

Dunyanin en akrobatik hayvani maymundur.O da dedelerinin yaptigi tum hareketleri tarih boyunca eksiltmeden yapmayi basarmis, ve hala akrobaside birinci olarak kalmistir.Olani cok iyi surdurmustur.

Dunyanin en hizli yuzen baligi uskumrudur.Onbinlerce yildir deniz altinda ondan daha hizli yuzen bir balik cikmadigi gibi o, her yeni nesilde dedelerinin mirasini surdurmustur.

Onlarca bin yildir akillara zarar ari kovani ayni sistemle islemistir.
Ayni bal, her zaman evren icin arilar tarafindan uretilmistir.

Ama ben...

Benim borcum var.

Ben yeni bilgiler toplamak ve bilgilerimi sunmak zorundayim.

Karsi goruse saygi duymak zorundayim ki yeni hammadde edineyim.

Yeni hammeddemle yeni gorus ureterek evrime katkida bulunmak zorundayim.

Ben insanim ben insanogluyum, benim de ilk ve tek ozelligim gelisen evrim icinde yasiyor olmam; beni citadan da, maymundan da, uskumrudan da, aridan da farkli kilan tek ozelligim bu.

Ben! Insanoglu!

Daha az once magarada resim cizip, taslari bileyip hayvan oldurerek tuyunu derisiyle birlikte giyiyordum.

Birisi bana hayvan derisinden kurtulabilecegimi, deriyi temizleyip, killari yikayip, killardan ip yapabilecegimi soyledi.Ip yaptim.

Ona da bir digeri ipleri dokuyabilecegini anlatti.Dokudu.

Bir digeri daha yumusak dokumayi gosterdi.Ince dokudu.

Bu sirada her hangi baskasi yumusak dokumayi kesfetti, herkese anlatti. cok yumusak dokudu.

Dokunanlari birlestirenler oldu.
Iklim sartlarina gore kol diken.
Bacak korumasi yapan.
Bogazi koruyarak dokuyan..

Bugun ayni "ben" ANGORA KAZAK giyiyorum.

Insan evrimine benim borcum var.

Ama dur bi dakka yaa...

SENIN DE borcun var!!!!!!

Niiiiiiiiiiiiiii!!!!!!!!!!!!!!????? Wiiiiiiiiiiiiiiiiii!!!!!!!!!

Wii!

Yok devenin bale pabucu yaaa!!!
Hatta devenin bale pabucunun kurdelesi!!!
Hatta devenin bale pabucunun ucundaki kurdelenin en kucuk boncugu!!!

Duyanlar okumasin, duymayanlar gozler faltasi acilmis halde hele bi bana baksin!
Game boy, PSP, Playstation 1, 2 ,3 vs. (bilgisayar oyunlarini hic saymiyorum) derken cocuklarimizi iyice robotlastirmak icin elimizden gelenin maximumunu yapiyoruz; biz insanlar; insanlar, buyumus insanlar yani...

Uzmanlar cocuklarin bilgisayara ve internete girecekleri zamanlari kisitlamamiz gerektigini bile bas bas bagirirken, bu yeni cikan Wii akillara (ve de keselere) zarar.



Azcik anlatayim:
Bu Wii denen aleti televizyona bagliyosun, hatta mumkunse buyuk ekran televizyonun varsa hatta buyuk ekran televizyon insan boyunda filansa daha ergenlesmemis cocugunun asosyallesmesi icin daha guzel ise yariyor.
Kumandalari var.
Ve kumandalari var.
Ve de ve de kumandalari var..



Cocuk onlari eline bilegine oralarina buralarina bagliyor.
Oynamaya basliyor.
Yalniz veya arkadaslariyla.. arkadaslariyla olmasinin tek esprisi televizyon ekraninda kendisinden baska daha da baska cizgi film karekterleri gorebilmesi.
Yalniz da oynayabiliyor.
Tenis oynuyor.
basketbol oynuyor.
Golf oynuyor.
Bowling oynuyor.
Boks maci (!!!) yapabiliyor.
Maalesef balik da tutabiliyor.

bunlar masumlari.

Ve sonra, son cikan ucubik canavarli filmlerin icine girip istedigi kahraman oluyor.
Pokemon, Kokemon, Kukemon bilmemne yani!!!

Ve tum bunlari klavye ve mouse ile degil, el kol ve vucut hareketleri ile oynuyor. cunku kumandalar vucudunda muhtelif yerlere bagli.
YANI RUHUNU EKRANA TESLIM EDIYOR.
Atesler atiyor! Denizleri yutuyor! Daglari bir hoplamayla atliyor!
COCUK ARTIK O COCUK DEGIL, EKRANDAKI O ACAYIP KAHRAMAN OLUYOR!!!

(Lutfen Wii yi bilmiyorduysaniz ve bu tanitim size cok fantastik geldiyse, hemen kac para oldugunu ogrenip bir adet edinmeyi dusunuyorsaniz yazinin gerisini okumayin!)

Cocuk artik spor yapma ihtiyaci duymuyor.
Cizgi film seyretme ihtiyaci bile duymuyor.
Baliga gitmek, acik havada yuruyus yapmak mi? ii ihhh! ne gerek var? Wii hepsini sagliyor.
Hemen tenis kursundan alin cocugu, cunku en falsolu hareketleri bile ogrenebildigini saniyor.



Terlemiyor mu?
Terliyooooorrr! 4 metrekare yere bir tenis kortunda veya bir baseball sahasinda yapabilecegi hareketleri sigdirmaya calisiyor.
Oyun aralarinda bos gozlerle canli izleyenlere bakiyor, cunku akli diger cizgi film kahramani rakibinde ve diger cizgi film kahramani seyircilerinde.
Cocuk sanal bir hirs icinde!

Belki ebeveyinler kendi aralarinda bir aile toplantisi yaptiklarinda bir aktivite olarak kullanilabilecek bir alet bu bilemiyorum.
Yani ama oyle ebeveyinler olmali ki hayatlarinda en az bir kez tenis topuna dokunmus olmali, basketbol topunun kokusunu bilmeli, golf topunun sert bisiy oldugunu bilmeli, oltaya balik kafa attiginda napilcani hissetmeli, yani gercek hayatta canli canli balik tutmus olmali, CANLI BALIGIN KOKUSUNU DUYMUS, PULLU DERISINE DOKUNMUS OLMALI, bebek baliklara aciyip onlari geri denize gondermis olmali filan ne biliym!!!

Yine de ayni ebeveyinlerin sohpetlerinin sohpetleri acmasini, saatlerce tatli tatli konusmalarini yeglerim ya..
Iste.. biraz anlayisli yorum yapayim dedim..

Ama yok yok!

Olmuyor olmayacak!

Bu hafta sonu Kurabiyem bana "Anne bana Wii al noolur noolur" dediginde aman bana ne sevimli gelmisti ne sevimli. "Ay ne seker bir isim oole; benim zamanimda da tipi-tip diye bi sakiz cikmisti, o ne ki annecim? sakiz mi cukulata mi?" dedigimde guldu velet! Oyunmus!
Ben hala cicili bicili elbiselerini filan giydirecegi bir bebek seti, sepeti beklerken beni elektronik bolumune goturdu ve anladim bu sevimli Wii neymis!

Sonra bir arkadas toplantisinda da tesadufen uygulamali halini de gordum, kurabiyemin nasil kendinden gectigini de!!!

Cocugunuzdan cok sikildiysaniz, vidi vidi vidi konusmasin istiyorsaniz ve onu artik evin muhtelif yerlerinde gormek yuk geliyorsa hemen ona bir Wii alin.
Ayni noktada onu besleyebilirsiniz.Ona sorular sorup robot gibi cevaplar alirsiniz.Hic bir sorun cikartmayacaktir artik.
Hatta Wii nin yakininda bir yere minder koyarsiniz orda kivrilir uyur cocucak.
Sabah arti olmus gozleriyle formasini giydirip okula gonderebilirsiniz.
En hiperaktif cocuk bile kuzu gibi olacaktir, 9 yillik annelik tecrubeme siginarak soz veriyorum!

Ama bizim icin; Asla!Asla!Asla!

Bu eve Wii sokabilmek icin once cesedimi cignemeniz lazim:))))

Wednesday, January 02, 2008

Veni Vidi Vici :)))

Sayili gun ruzgar gibi geciyor.
Once kuzum ve minum a tesekkur ediyorum gecirdigim bu harika hafta icin.
Ve Gulcin ve Tutu den de ozur diliyorum zaman ayiramadigim icin.

4 yildir dogru durust gidemiyordum istanbul'a, ailem izmir'de kurabiyemin babasi antalya'da oldugu icin.
Bu yil annemlerin affina sigindim, baba da istanbul'da idi, kalisim mantikli oldu.

Ne kadar ozlemisim!!
"Davulun sesi uzaktan hos gelir" dediginizi duyar gibiyim, hani kalabalik, trafik falan, dile kolay ben de 18 yil yasadim o kesmekesin icinde.
Ama yemin ederim bir gun kopru trafiginde(bayram sebebi ile) 2,5 saat kaldigimiz halde boyle keyifle bahsediyorum.


Kuzum beni Nevizade sokaga goturdu, arkadaslari ile bulustuk.
"Ben bir parca peynir alabilir miyim?" yahut
"Midye dolmadan bir porsiyon daha lutfen" dedigimizde getirdiklerini kafamiza atan garson abi ye buradan selam ederim:)))
Ne guzel olmus Nevizade(oncesini bilmemki ilk kez gittim hehehheh) cok keyif aldik o aksam.Tesekkurler kuzucum :



Sonra minum beni Maltepe'de "Maria'nin bahcesi" diye bir yere goturdu.Aman allahim ne seker bir yerdi o oyle tesekkur ederim abicim.
Fonda yunan muzigi, masanda tam Izmir isi otlar, yesiller bortu bocekler..
Maria(yunanli bir hanim) masalari tek tek gezerek hos geldiniz diyor konuklara.
Tadina doyamadik ertesi aksam abimle beraber kuzuyu da alip goturduk oraya.
En guzeli de belli bir saatten sonra gelen akordeon ve kemanin masa baslarinda hos sarkilar calmasi idi..

Kuzum bir aksam benim elimi ayagimi bagladi "Sana makyac yapcem gusel resimlerini cekcem!" diye:
IMMMDAAAAKKKKK!!!!!


sonuc fena degildi ;)





ama en komigi kuzumun resimleri cekerken "kaslarini kaldirmaaa!!! gerdanini dusurmeee!!! yukari cekkk!! gozunun kenarindaki izleri gostermeee!!!" diye bagirmesi idi.
Hadi annadik bir insan kaslarini kaldirmayabilir ama, gerdanini nasil dusurmez, yukari ceker, ve 41 yasinda gozunun kenarindaki izleri nasil poz verirken yok eder anlayamadim:)) hahahahahah

Sonra yaptigi bes kilo makyajdan kurtulcam diye de mahfoldum:))))



Kuzumun kuzusu da dunya tatlisi idi.cebime oraya buraya bavuluma cantama kucuk kucuk mektuplar koydu hep "ben seni cok ozlicem nolur biraz daha kal" diye



Cengelkoye Cinaraltina kahvaltiya gittik, Pendik'de Orfoz da balik yedik, Cunda diye bir Ayvalik lokantasina goturdu minum bizi yine doyasiya ot, yesillik sebze filan yedik.

Manevi kardesim Nurselle bulustuk, hasret giderdik.

Bir gun kurabiyemle bulustuk alisveris yaptik:



Bonibonlu kurabiyem bir de babasiyla Kartepeye gitmis ve kayak yapmayi ogrenmis, cok mutluydu.

Ikimiz de cok eglendik.
Cok yorulduk, ama cok nefis bir tatil gecirdik.

Istanbul Ataturk havalimaninda ucagin kalkis saatini beklerken ikimiz de sefil fareler gibi koltuklara serilmistik.
Birbirimize bir sey anlatacak halimiz bile yoktu.
Ikimizin de dudaginda birer gulumseme, eve donmeyi bekledik "EV" i terkederken...

Tuesday, January 01, 2008

Tikanir bazen kelimeler..


anlatacak cok sey oldugunda tikanir..
Yil degistiginde tikanir...
Dogum gunu bisiy bisiy yildonumu filan..
tikanir hani.
kucagin dolu ciceciklerle ama atamazsin hic birini savuramazsin ayrilamazsin kucacigindaki ciceciklerden...

oole olur ama sevdiklerin aklinda iyi dileklerin yureginde..

ben sana sana sana sana sana sana... yani bi suru sana iyi yillar dilemek istiyordum sadece...

hepinize mutlu yillar sevdiklerim ve sevenlerim.

hani hani var ya o aklinizin kosesinde.. dua ederken bile telaffuz etmediginiz.. hep ertelediginiz.. ama icin icin hep istediginiz..

iste o sey sizin olsun.. ya da siz o seyin olun..
en iyisi neyse o ossun..

Mutluluk doldursun hepinizi..yeni yil..

iyce kalin.

hos olun.